KÖR MÜYDÜ GÖZÜM!..
Teşbihte hata olmaz,
“Eşeğini dövemeyen, kurtun’una çalarmış sopayı!” demiş atalar.
O misal;
Daha dün “cumhur başkanından” vekalet alacak kadar eğitimli ve liyakat sahibi adamların yetiştiği,
Sadece Kırıkkale’nin değil, Konya ve Polatlı’dan sonra tüm Türkiye’nin,
Hatta
Dünyanın tahıl deposu,
Ayçiçek-fasulye-nohut ambarı,
Ve dahi,
Memleketin yüzde doksan sekizinin okuma yazması yokken bile bin sekiz yüzlü yılların son çeyreğinde ilk değilse de ilk üçün içerisinde olacak şekilde yerel gazete çıkaran,
Yetmeyip,
Krallara ressam yetiştiren,
Yetinmeyip,
Türkülere-gönüllere adını yazdıran,
Hacı Taşan gibi,
Muharrem Ertaş gibi,
Neşet Ertaş,
Hatta
Çekiç Ali ağa gibi ozanlara vatan olup, adeta ozan tarlasına dönen Keskin ilçemizin eli kalem tutanı şu sıra yıldırım düşse,
Fırtına esse,
Göz gözü görmese sis bassa,
La
Ayağı kayıp yere düşse nereye bastım,
Niye kaydım,
Kör müydü gözüm demiyor,
Yattığı yerden çalıyor sumsuğu “iyi parti” ilçe başkanına, savuruyor tepiği “CHP” ilçe başkanına.
Niye?!
Çünkü bunlara vurmanın,
Dövmenin,
Sövmek ahlak meselesi de,
Eleştireyim derken hakaret etmenin cezası yok…
Bilakis;
Mesaj doğru yere ulaşırsa,
Ödülü bile var.
Yirmi yıldır bu devleti yöneten tek bir parti var...
AKP!..
İşe alan o!..
Atayan o!..
Memur eden o,
Amir eden o devlete…
Müdür ondan..!
Bakan ondan,
Bakan danışmanı ondan…
Dilim varmıyor içim sızlıyor söyleyip yazarken ama realite bu, bütün Türkiye de en büyük mülki amirler AKP il başkanlarını, ilçe başkanlarını, belde, hatta köy yöneticilerini yanlarına almadan bir yere gitmiyor, açılış yapmıyor, temel atmıyor, yemek yemiyor, su içmiyor, herhangi bir karar almıyor nerdeyse..!
Gerçek buyken Keskin de “iş bankası” şubesinin kapanmasının suçunu CHP ilçe başkanına,
Şehir merkezinde bulunan ve atıl bir durumda bekletildiği söylenen milli eğitim bakanlığına bağlı bir okulun Yüksek Öğretim kurumuna devredilip orayı üniversitenin inisiyatifine bırakılmamasının suçunu ise “ İYİ PARTİ” ilçe başkanına yıkmak, “KURTUN’a” sopa çalmak değilse nedir!?
Kişi samimi ise şayet,
Ahlaklı-faziletli- adaletli ise,
Değilse yalaka,
Düşünüyorsa Keskin’i,
Yoksa bir hesabı-kitabi şahsa münhasır,
Yol gösterip kılavuz olacaksa Keskin esnaf ve sanatkarına,
Sopayı doğru tutup,
Doğru yerden ses getirecek.
Afgan ve Suriyelileri asilden sayıp, vatandaşlıkları tartışılır duruma düşürülen ve bayramda protokolle gölgeliğe alınmayan adamlardan banka şubesi ve üniversite açılmasını beklemek, evde yağı-unu-tuzu-odunu-suyu kalmamış “Ana’dan” yağlı çörek beklemek olur ki,
Bu da ne kadar samimidir,
Milletin vicdanına sormak lazım..!