GİRİP ÇIKIP SOYUYORLAR!..
Hikaye Kalecik´de meşhur!..
Camilere dadanan hırsız,
Halı-kilim ne varsa alıp alıp gidiyor.
Bir değil, beş değil,
Durumdan muzdarip olan polis, daha önce soyulup tüm halıları yeniden döşenen bir camiye pusu kuruyor…
Gecenin zifiri karanlık olduğu saatte etrafı kolaçan eden bir gölge, camı kırıp camiye dalıyor,
Ve
Yüksek perdeden,
-selamın aleyküm Allahın evi, diyor.
Sesine gizem verip kalınlaştırdıktan sonra,
-aleykümü selam Gambağın Hacı diye karşılık veriyor kendi kendine…
-Yav Allahım, malum bildiğin gibi benim evde ne halı var ne kilim, senin evde üçer beşer, hem de biçim biçim, envay çeşit… Şuradan birkaç tanesini alıp benim eve götürsem, hanımıçoluğu-çocuğu sevindirsem ne dersin?!
-yahu Gambağın Hacı, benim ev senin ev de sayılır, aramızda teklif mi var “gir gir al, çık gir yine al!”
Tabi,
O anda tüm lambalar yanıyor ve Gambağın Hacı yakalanıyor!..
Gelene methiyeler dizip,
Yere göğe sığdıramamak Kırıkkale olarak hepimizin yaptığı şey.
Gerçekçi olmak gerekirse ve aslına bakarsanız tecrübe sahibi tüm bürokratlar, müdürler-amirler bizim bu huyumuzu bilirler ama hakların da edilen güzel sözleri duymak, iyi şeyleri okumak gazetelerden, hepsinin hoşuna gider.
En başta Çallıöz mahallesi olmak üzere MHP milletvekili Halil Öztürk´ün işaret ettiği diğer mahallelerden sonra merkeze dadanan hırsızlar, işi o kadar abartmış, o kadar ileri götürüp pervasızlaşmışlar ki sanırsınız, Kırıkkale de polis yok, jandarma izinli, bekçi tatile çıkmış.
Sabah girdikleri eve öğlen bir daha giriyor, unuttuk savı ile akşam üzeri de kömürlük yada depo varsa, bir de uğruyorlar oraya.
Hasbel kader ev sahibi ile karşılaşırlarsa,
Dövmekten beter edip, “ne işin var burada kardeşim gir içeri” diye bir de azar çalıyorlar.
Bazıları hadi ya diyecek belki ancak, duyduklarımdan sonra abartmadığıma yürekten inanıyorum;
Evden eve nakliye yapar gibi sarıp sarmalayıp yükledikleri eşyaların yanı sıra kömürlükte buldukları kömür, odun, kazma, kürek, tornavida, pense, çapa, tırmık vallahi yalan değil,
Yatalak bir hastanın altına sardıkları bezi bile alıp götürüyorlar… (yatalak hastayı konuştursam, ulusal kanallar günlerce yayın yaparlar!)
O kadar larç,
Rahat,
O kadar kendilerinden ve yakalanmayacaklarından eminler ki, aynı evleri, aynı evlerin kömürlüklerini, girip girip soyuyorlar, girip çıkıp bir daha soyuyorlar.
Kimse kusura bakmasın…
Övgü de beklemesin!..
Teşbih de hata olmaz derler,
Milletin evi Gambağın Hacının tarifi ile Allahın evi değil, hırsız da Hacı gibi sevimli değil.
İktidar ortağı olan bir partinin milletvekili yaşanan şeylerden basın yolu ile rahatsızlığını bildiriyorsa millete ve yetkililere,
Ki,
Bunca işinin arasında sayın vekil bir de hırsız polisçilik oynamayacağına göre,
Yetkililerde rahat olmayıp en kısa sürede bu pervasızları yakalamak ve adalet önüne çıkarmak zorundalar..