KIZÇENİN DAYISI!..
Devlet okulları açılmadan henüz,
Okula gelecek bir çok aile şimdiden karantinaya alınmış, malum!..
Marttan beri bakan dahil herkesin gözüne batan öğretmenler,
“evde karantina” altına alınan öğrenci ve velilerin firar etmeden evde kalıp kalmama noktasını kontrol için görevlendirilmişler. (Elbet çalışan ücretli izinli sayılarak!.)
Kontrol esnasın da görüyorlar ki,
Çalıştığı yerden tıkır tıkır yevmiyesini alırken karantina şahsiyeti,
Oğlunu da yanına alarak,
Dini vecibesini tamamlamak için,
“Cuma namazını” eda etmeye gidiyor!..
Tıpkı:
Bizim mahalleden kaçan komşu kızını,
İş yerinden izin alıp,
Peşinden Antalya´ya giden kızçenin dayısı gibi.
Maksat,
Kızı bulup,
Sağ salim,
Üstelik gittiği an ki gibi pür-ü pak ana kucağına getirmesiydi dayının ama,
Sonradan öğrendik ki,
Orada burada,
Park da bahçe de,
Bazen cami avlusunda,
Bazen deniz kenarın da üç günü perme-perişan geçirirken kız,
Dayı da Konya altından kendine daire pazarlığı yapar imiş!..
O misal!..
Devlet karantina şahsiyetine diyor ki,
Evinde kal birader!..
Ben senin ekmeğini-suyunu, şonunu-şununu karşılıyorum,
Senden isteğim,
Yakalandığın derdi, kendinle sınırla, başkaca kimseyi dert sahibi yapma…
Dayı ne yapıyor tıpkı Antalya´ya kız aramaya giden hergele gibi,
Hazır izine ayrılmışken,
Öteki dünyaya da hazırlık yapayım!..
Olmuyor!..
Birinin acilen el atması lazım bu konuya.
Sabah akşam,
Her fırsatta virüsün yayılma nedeni “düğünlerdir” diyenlerin Camileri,
Özellikle,
Cuma namazlarını es geçmemeleri lazım…
Tez zamanda normale dönmek istiyorsak şayet!..
(bu yazı yazıldıktan sonra evde karantinaya alınanların karantina alanını terk etmelerine ceza uygulanacağı kararı alınmış, mutlu oldum. Ama cami konusu hala aklına getirenin aklını alıyor gibi ama, normale dönmek istiyorsak o işe de bakmalı devlet!)