HOROZ´UN ETTİĞİ!..

HOROZ´UN ETTİĞİ!..

Suriye bataklığının İdlib´inde Rus destekli kahpe saldırının sonucunda ve bir anda otuz dört kınalı kuzumuzu kara toprağın kara bağrına verdiğimizin haftasın da, Moskova´ya yapılan ziyaret ve sonrasını izlerken geldi aklıma!..

  Ahmet hocanın kötü Hasan´la Kütüzlerin hacı Memmet emmi küllükte eşelenen iki Horoz yüzünden kavgaya tutuştulardı da, köyün ileri geleni dedem Tombakların koca üsüğün başta, Çakırların Ali, Kasımın Halipraam, İngilizin eblek Mustafa, Haydarların hem Osman, hem de topal Ahmet,  aracı olmuştu barışmaları noktasında da, “Nuh deyip, peygamber demediydi” her iki taraf da inadından…

Düğün oldu,

 Bayramlar geçti,

Cenaze-menaze derken,  günler aylarla,

Aylar yıllarla yer değiştirdi,

Neticede on beş-yirmi  günü  ceza olmak üzere yaklaşık 21 ay askerlikten sonra vardığım köyde, çoğu ölmüş aracıların, başaramadığını başarmış, ertesi gün kızgınlıktan ikisinin de kesip köylüye yedirdiği horoz yüzünden çıkan küskünlüğü köy odasın da neticelendirmiştim.

Selam vermedilerdi yıllarca birbirine onlar küs diye bebesi beleği,

Hatta

Kedisi köpeği…

Varmadılar evine barkına birbirlerinin,

Geçmediler kapılarının önünden

Etmediler lafını,

Karıştırmadılar sözü,

Üstelik hısım,

Ve

 Akraba  olmalarına rağmen.

Tarla biçilecek yada ekilecek imece usulü, herkesin işine gittiler,

Ama

Kendileri  Köyün sığırına bile katmadı ne kara tosunu ne de  sarı kızlarını

Küslükse küslük,

Hasımlıksa hasımlık,

Düşmanlıksa düşmanlık!..

Okka taştan çekinmediler yani,

Kırpmadılar gözlerini, korkmadılar birbirlerinden asla, ancak,

Aynı köyün için de,

Aynı merayı yayarken,

Yan yana tarlaları sürerken hep huzursuzdular köylüyle birlikte…

Laf açıldığın da, “horozun ettiği” diye hayıflanır, gerisini getirmezlerdi.

 Komşunun,

Akrabanın,

Hiçbir şey olmasa bile insanlığın hasımlığından, düşmanlığından yana değildiler lakin olmuştu bir kez, dönemiyorlardı  ettikleri yeminden, sarf ettikleri kötü sözden kavga esnasında.

Aslında,

“İnanmışlardı birbirlerini affetmenin pişmanlık getirmeyeceğine”

Kan yoktu çünkü,

Adam ölüsü de!..

Biraz sessizlik, biraz da zamandı geçmesi gereken,

Ve

Geçti-Olay soğudu,

Herkes sıraya sünnete karıştı, anlamsızlaşan küslüğün bitirilmesi gerekiyordu, kırmadan onurunu, incitmeden şahsiyetini ve gitmeden birbirlerinin ayağına,

 Orta yerde,

 Yani köy odasın da kucaklaştırmak bana nasip olmuştu sonun da…

Denk geldi,

Anlatayım dedim 34 şehidin hemen  ardından Putin´in el işareti ile tokalaşmaya koşan kabine üyelerine bakarken!..

Not:

Nurlar içinde uyusun hepsi. Giden bilir, bir zamanlar okulu bile olan Kalecik´in Çukur köyün de kimse kalmadı şimdi. Bahsi geçenlerin tamamı ebedi istirahata erişti, kalan da büyük şehirlerde…