Devlet–Halk İlişkilerinde Yeni Dönem
Mirziyoyev döneminde valilerden bakanlara kadar üst düzey yöneticilerin sahaya inmesi, halkla birebir temas kurması ve sorunları yerinde dinlemesi yeni yönetim anlayışının en belirgin göstergesi oldu. Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in ülkenin farklı bölgelerine düzenli ziyaretler gerçekleştirerek vatandaşların yaşam koşullarını doğrudan gözlemlemesi, yerel yönetimlerin sorumluluk bilincini artırdı. Akademisyenler, girişimciler, öğretmenler, kültür insanları ve gençlerle yapılan istişare toplantıları, alınan kararların toplumun farklı kesimlerini kapsamasını sağladı. Bu süreç, Mirziyoyev’i halk nezdinde reformcu ve kararlı bir lider olarak öne çıkardı.
Komşu Ülkelerle Normalleşme ve Bölgesel Açılım
Yeni Özbekistan vizyonu, dış politikada da etkisini gösterdi. Uzun yıllar sınırlı kalan komşu ilişkileri yeniden canlandırıldı. Sınır kapılarının açılması, ulaşımın kolaylaşması ve akrabalık bağlarının güçlenmesi Orta Asya’da yeni bir iş birliği atmosferi oluşturdu. Özbekistan’ın Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan ve diğer Türk devletleriyle ilişkileri yeni bir boyuta taşınırken; Türk Devletleri Teşkilatı, TÜRKSOY ve benzeri uluslararası platformlardaki iş birlikleri de güçlendirildi.
Üçüncü Rönesans Hedefi
Özbekistan yönetimi, kalkınmanın yalnızca ekonomik reformlarla sınırlı olmadığını; kültürel, bilimsel ve manevi değerlerin korunmasıyla mümkün olacağını vurguluyor. Bu çerçevede eğitim, bilim, kültür ve sanat alanlarında kapsamlı projeler hayata geçiriliyor. “Üçüncü Rönesans” kavramı, bugün ülkede sıkça dile getirilen bir hedef haline geldi. Tarihte Birinci ve İkinci Rönesans dönemlerine ev sahipliği yapan Özbekistan toprakları; Harezmî’den İbn Sina’ya, Uluğ Bey’den Ali Şir Nevaî’ye kadar insanlık tarihine yön veren pek çok büyük düşünürü yetiştirmişti. Günümüzde bu mirasın yeniden canlandırılması amaçlanıyor.
İslam Medeniyeti Merkezi Hayata Geçti
Bu vizyonun en önemli projelerinden biri, Özbekistan Cumhurbaşkanı’nın 2017 tarihli kararıyla temelleri atılan İslam Medeniyeti Merkezi oldu. Merkez, ülkenin binlerce yıllık devletçilik, bilim ve kültür mirasını bütüncül biçimde yansıtmayı hedefliyor. 161 metre uzunluğunda ve 65 metre yüksekliğindeki ana kubbesiyle dikkat çeken merkezde, Kur’an-ı Kerim Salonu başta olmak üzere tarihî el yazmaları, nadir mushaflar ve İslam dünyasına ait önemli eserler sergilenecek. Osman Mushafı’nın yanı sıra Timurlular, Karahanlılar ve Harezmşahlar dönemine ait nadir eserler de merkezde yer alacak.
Tarihî Eserler Ülkeye Geri Kazandırıldı
Son yıllarda Özbekistan, yurt dışında bulunan tarihî eserlerin geri alınması için kapsamlı bir çalışma yürüttü. Avrupa’dan Orta Doğu’ya kadar birçok ülkede müzeler, kütüphaneler ve özel koleksiyonlar tarandı. Sotheby’s ve Christie’s gibi uluslararası müzayede evlerinden yüzlerce eser satın alınarak ülkeye getirildi. İbn Sina’nın eserlerinden Babürlü dönemine ait el yazmalarına, Timurlular devrine ait nadide parçalardan Soğd dokumalarına kadar pek çok eser, İslam Medeniyeti Merkezi bünyesinde sergilenmek üzere Özbekistan’a kazandırıldı.
Bilim, Kültür ve İnanç Aynı Çatı Altında
Merkezde, İslam öncesi dönemlerden başlayarak Birinci ve İkinci Rönesans’a, oradan da Yeni Özbekistan dönemine uzanan geniş bir tarih anlatısı sunuluyor. Modern kütüphanesi, dijital arşivleri ve uluslararası kuruluşların ofisleriyle merkez, aynı zamanda bir bilim ve araştırma üssü niteliği taşıyor. Bugüne kadar düzenlenen uluslararası kongreler, bilim insanları forumları ve kültürel etkinliklerle merkez, küresel ölçekte dikkat çekmeye başladı.
Geleceğe Bırakılan Bir Medeniyet Mirası
Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, İslam Medeniyeti Merkezi’nin yalnızca bir mimari yapı olmadığını, Özbekistan’ın kültürel ve bilimsel vizyonunun simgesi olduğunu vurguluyor. Uzmanlara göre bu proje, Üçüncü Rönesans hedefinin somut adımlarından biri olarak tarihe geçecek. Özbekistan, geçmişten aldığı güçle geleceğini inşa ederken; kültür, bilim ve maneviyatı aynı çatı altında buluşturan bu merkezle dünya medeniyetine yeni bir katkı sunmayı amaçlıyor.





