HÜLOGGGGG!..
Kitap parası yok bundan sonra,
Kayıtta!..
Yeni bir icat,
Yeni bir buluş,
Yeni bir görüş olmadıktan,
Ve
Müfredat değişmedikten sonra ki değişmeyecek, her eğitim öğretim dönemi, başladığı gibi bitecek…
Bitti mi?
her bir çocuğumuz işi-aşı hazır vaziyette, hayata tam donanımlı olarak atılmış olacak, dediler!..
Demekle kalmadılar hatta,
“ne o öyle tek tip elbise neyim komünist ülkeler gibi, evladı-vatan, sabah canı ne isterse giyinip-kuşanıp öyle gelecek okuluna da” dediler..!
Sevindi necip milletim,
Halaya durdu,
Horon tepti,
Hülogg çekti, hüloog!..
Ve yirmi yılın sonun da el sonuç:
Kitabın yüzünü açmadan mezun olan,
Üniversite imtihanında sıfır çeken,
Adını yazmaktan aciz,
Kerat cetvel özürlü yüzbinlerce çocuk,
İşsiz güçsüz, mesleksiz niteliksiz milyonlarca lise-üniversite mezunu,
Atanamayan öğretmenler,
Öğretmensiz okullar,
Ve
Kadın erkek,
Kah veliden,
Kah yoldan geçenden,
En çokta evladı saydığı öğrencisinden dayak yiyen öğretmenler…
İstediği üniversiteyi seçip okuma özgürlüğüne sahip Suriyeli çocukların,
Coğrafyamızdan bile olmayan Afganlı-Pakistanlı çocukların,
Iraklı,
Ve dahi Afrikanın bir çok ülkesinden gelip bizim çocuklarımızın örf-adet, gelenek-görenekleriyle taban tabana zıt yetişmiş çocukların yaptığı mazaratlıktan ve bizim çocuklarımızın onlardan etkilenişinden söz etmiyorum bile!..
Eğitim öğretim bedava, herkesin çocuğu eşit şartlarda, devlet destekli okullu olacak, işi-aşı hazır hayata atılacak dedilerdi, Allah için dediklerini yaptılar..!
Tüm Suriyeli-Afganlı-Afrikalı çocukların geleceği tamam,
Bizimkilerin bazısı henüz halayı bozmadan hüloog çekmeye devam ederken, aklı başın da parası olanı da, kapı kapı dolaşıp ucuz, özellikle Suriye ve Afganlı çocukların olmadığı özel okul (Suriye ve Afganlıları vergi dairelerinde ve özel okullarda bulamazsınız diyor aklı yetikler halbuki!) arıyor, ki, çocukları okusun, memleketle birlikte kendi geleceğini de kurtarsın diye…
Kim diyorsa ki yirmi yıl önce hastane kuyrukların da adam ölüyordu,
Vallahi de yalan, billahi de yalan!..
Türkiyenin neredeyse ilk açık kalp ameliyatı olan insanı benim anamdı,
Ve yıl
1981 di.
Aklımda kaldığı kadarı ile,
Komodin gibi, lasix gibi hayati hapları defter gibi olan sağlık karnesine yazdırır, istediğimiz eczaneden alırdık taa 1999 da o ölünceye dek.
Rahmetli profesör Kemal Beyazıt, yine rahmetli profesör Ertan Yücel doktoruydu.
Sadece Kırıkkale de üç hastane vardı MKE, SSK ve Devlet hastanesi gibi ve şehrin nüfusu henüz yetmiş bin bile değildi.
Sağlıkta kuyruk olmayacak dediler, ki yoktu!, olanı sabah erkenden kalkıp işini erken bitirmek isteyenlerin yoğunluğuydu…
Rehin kalmayacak hiçbir hasta, (tüm cumhuriyet döneminde meydana gelmiş bir iki münferit olayı dilendirip her zaman öyleymiş gibi lanse ettiler) herkes istediği her hastanede bedava muayene olabilecek dediler,
Ve
Yine halaya durup horon teperken hüloog nidaları eşliğinde necip milletimin necip bireyi, evde randevu alabilmek için telefon başında öldü Suriyeliler en bedavasından ve sıra neyim beklemeden muayene olurken.
İşin acı tarafı,
Beklediği sıra profesörden de değil..!
Sonradan vatandaş olmuş ya İranlı-ya Iraklı,
Değilse,
Tercihen tıp dan mezun olmuş Suriyeli!..
Yani bizim mahallenin iğnecisi rahmetli Ali amca kadar tıp bilgisi ve dili olmayan elemanlar!..
Aldığı ilacın ise hayati olanını bulması, bulursa beleşinden alması ise, ayrı bir mucize…
Eğitimde ve sağlıkta eşitlik olacak,
Her şeyi devlet karşılayacak,
Kitaba ve ilaca para vermeyeceksin eyyy ehli vatan evladı diye diye geldiler,
Vatan evladı özelde okutamadığı bebesinin hırsını,
Elde kalmış birkaç doktoru döverek çıkarmaya çalışıyor…
Geldiğimiz noktayı özetlersek şayet,
Eğitim ve sağlık sıralı ve paralı,
İşkence ve dayak cezasız ve bedava..!