Basın açıklamasına partililer ve vatandaşlar katılırken, program İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Zafer Partisi Kırıkkale İl Başkanı Emin Erkeç, meydanda toplanan kalabalığa hitap etti. Erkeç, Türk bayrağına yönelik yapılan saldırının sıradan bir olay olmadığını vurgulayarak, bunun milletin ortak değerlerine ve devletin egemenliğine yönelik açık bir provokasyon olduğunu ifade etti. Bayrağın bir bez parçası değil, milletin onuru, şerefi ve bağımsızlığının sembolü olduğunu belirten Erkeç, bu tür girişimlerin tarihin ve milletin vicdanında mahkûm olduğunu dile getirdi.
İl Başkanı Erkeç yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Bugün burada toplanmamızın sebebi bir öfke nöbeti değil, bağrımızda hissettiğimiz derin bir sızıdır. Bugün burada; bedenlerimiz değil, vatan sevdasıyla tutuşan ruhlarımız omuz omuzadır. Gözümüzden sakındığımız, uğruna can verip canan bildiğimiz nazlı hilalimize, Nusaybin’de namahrem bir el uzanmıştır. Bu hadise, sıradan bir olay değil; tarihin derinliklerinden gelen o kutsal bağımıza vurulmak istenen bir darbedir. Lakin unuttukları bir şey var: O Bayrak, gökyüzünde dalgalanan bir kumaş parçası değil; bir milletin kalp atışıdır, namusudur, şerefidir. Şairin dediği gibi; "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır." Biz Kırıkkale olarak, bu sevdanın en gür sesiyle haykırıyoruz: O bayrak ki; rengini şehitlerimizin mübarek kanından, ışıltısını hürriyet aşkımızdan almıştır. Bizim duruşumuz; yakıp yıkan bir öfke değil, Mustafa Kemal’in Amasya’da, Erzurum’da, Sivas’ta yaktığı o sönmez ateştir. Bizim öfkemiz, adaletin ve devlet aklının vakur duruşudur. Gazi Paşa’nın İzmir’de, ayaklarının altına serilen düşman bayrağını yerden kaldırtıp; "Bayrak bir milletin onurudur, ne olursa olsun yerlere serilemez," dediği o asil ruhu hatırlatmak isterim. Biz, düşmanının bayrağına bile saygı duyan bir Başkomutan’ın evlatlarıyız. Kendi bayrağımıza yapılan bu saygısızlığı, tarihin ve vicdanın adaletine havale ederken, devletimizin demir yumruğunun da faillerin tepesine ineceğinden şüphemiz yoktur. Buradan yetkililere sesleniyoruz: Bu mukaddes emanet, sahipsiz değildir. Sorumlular, hukukun pençesinde hesap vermeli, milletin vicdanı rahatlatılmalıdır. Çünkü: "Mevzubahis vatansa, gerisi teferruattır." Kırıkkale bugün bir şehir değil, bir kaledir. Bu meydandan yükselen ses, ayrılığın değil; etle tırnak gibi kenetlenmiş bir milletin sevda türküsüdür. Şunu cümle alem bilsin: Güneş batar, gün biter ama Türk Bayrağı inmez! Rüzgâr ne kadar sert eserse essin, kayadan alacağı sadece tozdur. Ne mutlu Türk'üm diyene!“







