Neil Alden Armstrong Ay yolculuğuna çıktığında Amerikadan,
Ali Poyrazoğlu da çıkmıştı Küçük çekmeceden bir filmden.
Birinin niyeti insanlığın ufkunu açıp,
Dünyanın kaderini değiştirmekken,
Diğerinin ki sadece Pendik de olan hasta anasına ulaşmaktı.
Amerika,
İngiltere,
Çin,
tüm dünya,
En çok da uzay yarışına girdiği Sovyetler birliliği varsa dikmiş gözünü televizyona
Yoksa
Vermiş kulağını Radyoya,
izliyor heyecanla insanlığın geleceğini belirleyecek hadisenin sonucunu.
Amerikadan havalanan Apollo yörüngeye girmişti ki,
Bizim ki anca Topkapıya gelebildi.
Eminönüne geldiğinde ise astronot Ay´da yürüyordu.
Taş topladı,
Çakıl topladı,
Oraya buraya bakınıp Nasa ile geyik yaptı,
Ve
Ben geliyorum artık deyip uzay aracına bindi.
Kalkmaz denilen aracı kaldırdı Ay yüzeyinden,
Atmosferi geçip,
Okyanusa indi.
Şehir hatları vapurunda kendine zarınca yer bulan Ali Ağa, henüz ulaşmıştı Bostancıya.
Aldılar adamı okyanustan,
bindirdiler uçağa,
getirdiler Waşington´a.
el le başkanla,
çıktıkları balkon da,
başladılar horon tepmeye!.. (burası şaka! ama kalabalık neşe içerisindeydi!)
Gerek tarımsal,
Gerekse Hayvansal ürünleri ile kendi kendine yetebilen bir ülke iken son yirmi yılda, Ukraynadan ithal edilen Ayçiçek yağının yüklendiği geminin Mersin limanına yanaştığını izlerken naklen televizyondan, aklıma geldi birden.
uzaya çıkmış,
çar-çakıl toplamış,
dış güçleri 'ti' ye aldıktan sonra okyanusa inmiş gibi sevinçli insanımız,
mutlu,
horon değilse de
Şemmamme oynama vaziyetin de şükür!..
bu arada;
bizimki henüz Kartal´a gelememişti!..