AYAKKABIMI ÇALDI!..

AYAKKABIMI ÇALDI!..

Abone Ol

Esnaf dükkanını,

Sabah ezanı ile açmak zorundaydı MKE kurumunun yirmi bin işçi çalıştırdığı günlerde.

Kimi borcunu öder fabrikaya gitmeden,

Kimi alacağını belirler

Yada

Eksiğini tamamlar,

Kimi de karnını doyurur hasbihal ederdi eşi-dostu, veya esnaf arkadaşı ile.

Ayakkabıcıydım o günlerde,

Ve

Alaca karanlıkta bir sabah İstanbul da avukat olduğunu öğrendiğim kibar bir beyefendi yalınayak geldi dükkana.

“Kırk iki numara bir ayakkabı ver kardeşim” dedi ucuzuna pahalısına bakmadan, buz kesmiş ayağına geçiriverdi verdiğim ayakkabıyı ve anlattı gülerek trende ayakkabısının nasıl çalındığını.

Çalınan ayakkabı olsundu!..

Azaboğlu cami çok yakındı dükkanıma.

Her sabah olmasa da,

Haftada yada on günde bir, en az bir kişi ayağında takunya ile gelir, ayakkabıcı bana bir ayakkabı ver der, gülerek anlatırdı camide ayakkabıyı nasıl çaldırdığını ve garip bir hikaye biriktirdiği gerçeği ile gülerek giderdi.

Öyle ya, nasıl olsa çalınan bir tek ayakkabıydı,

Ve

Kırk yılda bir gelirdi huşu içinde namaza durmuş veya trende uyumuş adamın başına, gelsindi.

Ve netice de gülünecek işti bu.

Lakin benimki öyle gülenüp geçilecek gibi değil malesef!..

Şöyle ki;

Mayısın yirmisin de

Yani yaklaşık bundan yedi ay önce Bursaya giderken tanınmış bir firmanın satış mağazasından üç yüz yetmi tl’ye (rakam ile 370tl) bir ayakkabı aldım kendime.

Bağkur emekli maaşım 4680tl idi o gün. (yazı ile dört bin altıyüz seksen tl)

Yılbaşından iki gün önce aynı mağazanın köfteci Yusuf yerleşkesinde bulunan mağazasına girip kışlık ayakkabı bakarken kendime, fırsat ürünleri reyonunda gördüm ayağımdaki ayakkabının aynısının 1870 tl olduğunu. (yazı ile bin sekizyüz yetmiş tl)

Ve

Gözlerim faltaşına dönmüş şekilde yaptım hesabı.

O günkü,

Yani mayıs ayında ki toplam maaşımla on iki çift birde sağ tek olmak üzere toplamda on iki buçuk çift ayakkabı alabiliyordum.

Düz mantık kurarsak şayet;

Bu gün ala-vala ve alkışla bana müjdelenen maaşın yine bana ayağımdaki ayakkabıdan en az 15 (yazı ile on beş) tane alması gerekirdi,

Ki,

Müjde olsun ve benim sevincim tavan yapsın.

Hayır!..

Öyle olmadı ve öyle de değil!..

Yedi ay önce on iki çift, sağı solu önemli değil bir de tek ayakkabı alabilmek için maaşımın bu gün net 23375 tl olması lazım. (yazı ile yirmi üç bin üç yüz yetmiş beş tl)

Halbuki bana müjdelenenle bu gün net,

6084 tl (yazı ile altıbin seksen dört tl) maaş alabileceğim.

Müjdelenen bu maaşla aynı mağazaya girdiğimde bu gün, ayağımdaki ayakkabının aynından üç çift bir de tek ayakkabının yarısını alabileceğim!..

Yani;

Kabaca da değil, kaskabaca bir hesapla,

6084 tl bağkur emekli maaşı bölü ayağımdaki 1870 tl ayakkabı eşittir, üç nokta iki adet ayakkabı edecek bu gün.

Demem o ki;

Eskiden hırsızlar vardı trende uyumuş,

Camide namaza durmuş adamın ayakkabısını çalan,

Ve

Bizimde duyduğumuzda gülüp geçtiğimiz…

Ben gülemiyorum şahsen şimdi başıma gelenle…

Biri benim ayakkabımı çaldı bu gün.

Bir değil,

İki değil,

Beş değil,

Hemde dokuz çift, birde tek ayakkabının yarısı kadar olanını…

Delikanlı ol da gel, gül bakalım bu işe..!