<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kırıkkale Manşet Gazetesi - Kırıkkale Haber</title>
    <link>https://mansetgazetesi.net</link>
    <description>Kırıkkale'nin en doğru, en güvenilir, en cesur ve en tarafız haber sitesi. Kırıkkale haberlerini, son dakika Kırıkkale haberleri, hava durumu, namaz vakitleri, altın fiyatlarını, vefat edenleri haber sitesizden takip edebilirsiniz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://mansetgazetesi.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 15 Jul 2026 04:56:33 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz kireçlenmesinde erken müdahale yaşam kalitesini artırıyor]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/diz-kireclenmesinde-erken-mudahale-yasam-kalitesini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/diz-kireclenmesinde-erken-mudahale-yasam-kalitesini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Ümit Batıkent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Onur Gök, toplumda sık görülen diz kireçlenmesi hakkında önemli bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Ümit Batıkent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Onur Gök, toplumda sık görülen diz kireçlenmesi hakkında önemli bilgiler verdi.</p>

<p>Diz ekleminde meydana gelen aşınma ve deformasyonların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebildiğini belirten Gök, günümüzde cerrahi dışı ve cerrahi birçok tedavi seçeneğinin bulunduğunu söyledi. Op. Dr. Onur Gök, hastalığın eklemlerin oynar yüzeylerinde bulunan yapıların zaman içerisinde bozulması ve deformasyona uğraması sonucu ortaya çıktığını belirtti. Özellikle diz ekleminde sık görülen osteoartritinin ilerleyen yaşlarda daha yaygın hale geldiğini kaydeden Gök, hastalığın yalnızca yaşlanmaya bağlı olmadığını vurguladı.</p>

<p>'Kireçlenmenin birçok nedeni bulunuyor'</p>

<p>Kireçlenmenin ortaya çıkmasında birden fazla etkenin rol oynadığını belirten Gök, 'Yaş faktörü önemli nedenlerden biri olmakla birlikte genetik yatkınlık, metabolik hastalıklar, romatizmal rahatsızlıklar ve günlük yaşam içerisindeki aşırı kullanıma bağlı oluşan mikro travmalar da diz kireçlenmesine yol açabilmektedir. Özellikle diz eklemine uzun yıllar boyunca binen yük, eklem yüzeylerinde aşınmaya neden olabilmektedir' dedi.</p>

<p>Diz kireçlenmesinin tedavisinin hastanın yaşı, şikâyetleri, kireçlenmenin derecesi ve yaşam tarzına göre planlandığını ifade eden Op. Dr. Gök, ilk aşamada cerrahi dışı yöntemlerin tercih edildiğini anlattı. Tedavide ağrı kesici ve ödem giderici ilaçların kullanılabildiğini belirten Gök, bunun yanında fizik tedavi uygulamaları ve kas güçlendirme egzersizlerinin de önemli yer tuttuğunu söyledi.</p>

<p>Gök, 'Kasların güçlendirilmesi diz eklemine binen yükü azaltmakta ve hastaların günlük yaşam aktivitelerini daha rahat yerine getirmelerine katkı sağlamaktadır. Bu nedenle fizik tedavi ve egzersiz programları tedavinin önemli bir parçasıdır' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günümüzde gelişen teknoloji ve tıbbi yöntemlerle birlikte eklem içerisine uygulanan tedavilerin de yaygınlaştığını belirten Gök, intraartiküler enjeksiyon olarak adlandırılan yöntemler hakkında da bilgi verdi. Bu tedaviler arasında hiyalüronik asit içeren eklem sıvısı uygulamalarının yer aldığını söyleyen Gök, 'Bunun yanında PRP dediğimiz, kişinin kendi kanından elde edilen ürünlerle yapılan enjeksiyonlar uygulanabilmektedir. Ayrıca yağ dokusu veya kemik iliği kaynaklı kök hücre tedavileri ile eksozom tedavileri de uygun hastalarda kullanılabilmektedir' ifadelerini kullandı. Gök, diz protezi ameliyatları ve kalça eklem replasmanı olarak bilinen protez ameliyatlarının günümüzde tüm dünyada yaygın şekilde uygulandığını anlattı. Diz ağrısı, hareket kısıtlılığı, merdiven çıkarken zorlanma, dizde sertlik hissi ve günlük yaşam aktivitelerinde güçlük yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Onur Gök, erken tanı ve uygun tedavi ile hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılabileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/diz-kireclenmesinde-erken-mudahale-yasam-kalitesini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/07/agency/iha/diz-kireclenmesinde-erken-mudahale-yasam-kalitesini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="32876"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[K.Ü. Tıp Fakültesinin teknolojik altyapısı güçleniyor]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/ku-tip-fakultesinin-teknolojik-altyapisi-gucleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/ku-tip-fakultesinin-teknolojik-altyapisi-gucleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, sağlık alanındaki teknolojik altyapısını güçlendirmeye devam ediyor. Kardiyoloji alanında önemli bir yatırımı hayata geçiren hastanede, son teknolojiye sahip yeni anjiyografi cihazı hizmete alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırıkkale Üniversitesi tarafından yapılan açıklamada, Kırıkkale'nin yanı sıra çevre illere de sağlık hizmeti sunan Tıp Fakültesi Hastanesi'nin modern tıbbın en ileri imkânlarını vatandaşlarla buluşturma hedefi doğrultusunda yeni nesil anjiyografi cihazını kullanıma sunduğu bildirildi. Rektör Prof. Dr. Ersan Aslan, hastaneyi ziyaret ederek yeni cihaz hakkında Hastane Başhekimi Prof. Dr. Turgut Deniz ve teknik ekipten bilgi aldı. Ziyarette Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Atike Tekeli Kunt, Hastane Başmüdürü Köksal Takış ve Başhemşire Şengül Tekeş de hazır bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başhekim Prof. Dr. Turgut Deniz, kardiyoloji kliniğinde her geçen gün artan hasta yoğunluğuna daha etkin şekilde cevap verebilmek amacıyla yeni cihazın hizmete alındığını belirtti. Deniz, ileri teknolojiye sahip anjiyografi cihazı sayesinde, yüksek risk taşıyan girişimsel kardiyoloji işlemleri başta olmak üzere karmaşık ve hassas müdahalelerin güvenli bir şekilde gerçekleştirilebileceğini ifade etti. Yeni cihazın özellikle acil vakalarda zaman kaybını en aza indirerek hastalara daha hızlı ve etkin tedavi imkânı sağlayacağını vurguladı.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Ersan Aslan ise cihazın temin sürecinde kamu kurumlarıyla yürütülen yoğun çalışmaların olumlu sonuç verdiğini belirterek, son teknoloji anjiyografi cihazını Kırıkkalelilerin ve bölge halkının hizmetine sunmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.</p>

<p>Üniversite olarak vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı hedeflediklerini dile getiren Aslan, teknik kapasite ve hizmet kalitesini sürekli artırdıklarını ifade etti. Yeni teknolojilerin yalnızca hastalara daha kaliteli sağlık hizmeti sunmadığını, aynı zamanda tıp ve sağlık bilimleri öğrencilerinin de güncel teknolojilerle eğitim almasına katkı sağladığını belirten Aslan, yeni cihazın Kırıkkale ve bölge için hayırlı olmasını diledi.</p>

<p>Haber: Çağlar Atmaca</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Çağlar Atmaca</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kırıkkale, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/ku-tip-fakultesinin-teknolojik-altyapisi-gucleniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/07/k-u-tip-fakultesinin-teknolojik-altyapisi-gucleniyor.jpg" type="image/jpeg" length="88392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın bu besinlerle serinleyin]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/yazin-bu-besinlerle-serinleyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/yazin-bu-besinlerle-serinleyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, yaz aylarında besinlerin klima etkisi oluşturamayacağını söyleyerek, 'Yüksek suya sahip karpuz, kavun, salatalık, domates, marul ve semizotu gibi besinler yaz sofralarının vazgeçilmezi olmalı' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Kayseri Hastanesi Uzman Diyetisyeni Betül Merd, yaz aylarında besinlerin klima etkisi oluşturamayacağını söyleyerek, 'Yüksek suya sahip karpuz, kavun, salatalık, domates, marul ve semizotu gibi besinler yaz sofralarının vazgeçilmezi olmalı' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yazın doğru besin tercihi ile vücudun sıvı dengesinin korunabileceğini söyleyen Uzman Diyetisyen Betül Merd, 'Yaz sıcaklarıyla birlikte en sık duyduğumuz sorulardan biri şu; hangi besinler bizi serin tutar? Aslında hiçbir besin klima etkisi oluşturmaz ancak doğru besin seçimleriyle vücudumuzun sıvı dengesini koruyabilir ve sıcak havaları daha rahat geçirebiliriz. Sıcaklık arttığında vücut ısımızı dengelemek için daha fazla terleriz. Terleme ise sadece su değil, aynı zamanda sodyum, potasyum ve magnezyum gibi önemli minerallerin de kaybına neden olur. Bu nedenle yaz aylarında beslenmenin temel amacı hem sıvı hem de mineral kayıplarını yerine koymaktır. Yüksek su içeriğine sahip karpuz, kavun, salatalık, domates, marul ve semizotu gibi besinler yaz sofralarının vazgeçilmezi olmalıdır. Örnek verecek olursak karpuzun yaklaşık yüzde 92'si sudan oluşur. Bu nedenle hem sıvı alımına katkı sağlar hem de serinletici bir alternatif oluşturur. Yoğurt ve ayran da yaz aylarında öne çıkan besinler arasındadır. Özellikle ayran, terleme ile kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konulmasına yardımcı olabilir. Ara öğünlerde meyve ve yoğurdu birlikte tüketmek hem serinletici hem de dengeli bir seçenek olacaktır' dedi.</p>

<p>Merd, kızartılmış ve baharatlı ürünlerin tüketilmesinin yorgun ve bunalmış hissetmeye neden olabileceğini söyleyerek, 'Buna karşılık çok yağlı, kızartılmış ve aşırı baharatlı yiyecekler sindirim sürecinde vücudun daha fazla enerji harcamasına neden olabilir. Bu durum sıcak havalarda kişinin kendini daha yorgun ve bunalmış hissetmesine yol açabilir. Bir diğer önemli nokta ise su tüketimidir. Birçok kişi susamayı bekleyerek su içiyor ancak susuzluk hissi oluştuğunda vücut aslında sıvı kaybetmeye başlamış oluyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli su tüketmek gerekir. Günlük en az 2-2,5 litre su tüketmeye özen gösterilmeli. Yaz aylarında pratik bir öneri vermek gerekirse öğle ve akşam yemeklerinde büyük bir mevsim salatası, yanında yoğurt veya ayran ve gün içinde 2-3 porsiyon su oranı yüksek meyve tüketmek hem sıvı ihtiyacının karşılanmasına hem de sıcakların daha rahat tolere edilmesine yardımcı olabilir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kayseri, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/yazin-bu-besinlerle-serinleyin</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/07/agency/iha/yazin-bu-besinlerle-serinleyin.jpg" type="image/jpeg" length="26859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[1 milyon vatandaşa ücretsiz sigara bırakma tedavisi]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/1-milyon-vatandasa-ucretsiz-sigara-birakma-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/1-milyon-vatandasa-ucretsiz-sigara-birakma-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle Resmi Gazete'de yayımlanan yeni kararla, sigarayı bırakma tedavisinde 1 milyon vatandaşa daha ilaç ve tıbbi desteklerin tamamen ücretsiz sağlanacağını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle Resmi Gazete'de yayımlanan yeni karar kapsamında sigarayı bırakma tedavisine yönelik önemli bir adım atıldığını duyurdu.</p>

<p>Memişoğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle Resmi Gazete'de yayımlanan yeni kararla, sigarayı bırakma tedavisinde 1 milyon vatandaşımıza daha ilaç ve tıbbi destekleri tamamen ücretsiz ulaştıracağız. Sosyal güvencesi olsun ya da olmasın, bu bağımlılıktan kurtulmak isteyen her bir vatandaşımızın sonuna kadar yanındayız" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vatandaşlara sigarayı bırakma çağrısında bulunan Memişoğlu, "Gelin, sağlıklı bir gelecek için bugün yeni bir başlangıç yapalım. Sigara Bırakma Polikliniklerimiz ve ALO 171 hattımızla yanınızda olmaya hazırız" dedi.</p>

<p>Kaynak: İHA</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, SİYASET HABERLERİ</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/1-milyon-vatandasa-ucretsiz-sigara-birakma-tedavisi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/07/1-milyon-vatandasa-ucretsiz-sigara-birakma-tedavisi.jpg" type="image/jpeg" length="75891"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilinçsiz ilaç kullanımı kalp krizi riskini arttırıyor]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/bilincsiz-ilac-kullanimi-kalp-krizi-riskini-arttiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/bilincsiz-ilac-kullanimi-kalp-krizi-riskini-arttiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Doktor İsmail Erdoğu, bilinçsiz ilaç kullanımının kalp krizi riskini arttırabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Doktor İsmail Erdoğu, bilinçsiz ilaç kullanımının kalp krizi riskini arttırabileceğini söyledi.</p>

<p>Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzman Doktor İsmail Erdoğu, bilinçsiz ve kontrolsüz artan ilaç kullanımına ilişkin uyarılarda bulundu. Devamlı kullanılan ağrı kesici, antibiyotik ve kas gevşetici gibi ilaçların bilenen yan etkilerinin yanı sıra kalp krizine de sebep olabileceklerini açıkladı.</p>

<p>İnsanların farklı polikliniklere giderek aldıkları farklı ilaçların birbirinin etkisini azaltıp, arttırabileceğini belirten Uzm. Dr. İsmail Erdoğu, 'Toplumda çok fazla kronik hastalığı olan, çok farklı ilaçlar kullanan insanlar var. İnsan ömrünün uzaması, kronik hastalıklar konusunda ki bilinçle beraber tıbbı gelişmeler sonucunda insanların çoklu ilaç kullanımı da arttı. Ancak artık şöyle durumlarla karşılaşıyoruz. Çoklu ilaç kullanan farklı farklı hastalıkları olan insanlar bir başka polikliniğe gittiklerinden birbirleri ile çakışacak, birbirinin etkisini azaltacak veya yükseltecek ilaçlar aynı anda kullanılabilir. Şunu biliyoruz ki aslında kişilerin kullanmış olduğu ilaçlar ve onların öğrenilmesi, dozlarının not edilmesi oldukça önemli. Ama ne yazık ki hastaların ilaçları tanımaması nedeniyle veya bunu ifade etmemeleri nedeniyle olumsuz durumlarla karşılaşabiliyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalp krizini tetikleye biliyor</p>

<p>Erdoğu, 'Bizim en çok karşılaştığımız; antibiyotikler, burun açıcı spreyler, akciğer hastalıkları için kullanılan ilaçlar kalpte ritim bozukluklarına, tansiyon yükselmesine ya da kan sulandırıcıların etkisinin azalmasına, hatta kan sulandırıcıların kanı fazla sulandırmasına neden olabiliyorlar. Bu etkenler nadirde olsa kalp krizine neden olabilir. Bunu mesleki hayatımızda ağrı kesici yapılmış insanda kalp krizinin geliştiğini gördük. Doğru olan ilacı akıllıca kullanmaktır. Ciddi bir rahatsızlık yoksa; ağrı kesici, kas gevşetici, antibiyotik gibi ilaçları kullanmamak gerekir. Ağrı kesiciler, böbrek rahatsızlığı olan, şeker hastalığı olan, tansiyon ilacı kullanan hastalarda böbrek bozukluğunu arttırabiliyor. İlaçlar kimyasallar içerir. Bir kişinin kendi kafasına göre 'ben bir antibiyotik alayım, ben bir ağrı kesici alayım, ben gideyim şunu yaptırayım' demesi doğru değildir. Oysa ki o ilaçların yan etkilerini öğrenseler belki de böyle davranmazlar. Bunlar masum hatalar değiller. Çok dikkatli olmak lazım' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, Sivas</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/bilincsiz-ilac-kullanimi-kalp-krizi-riskini-arttiriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/07/agency/iha/bilincsiz-ilac-kullanimi-kalp-krizi-riskini-arttiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="52354"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ambulans helikopter beyin kanaması geçiren hasta için havalandı]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/ambulans-helikopter-beyin-kanamasi-geciren-hasta-icin-havalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/ambulans-helikopter-beyin-kanamasi-geciren-hasta-icin-havalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde düşme sonucu beyin kanası geçiren bir hasta, ambulans helikopter ile Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesinde düşme sonucu beyin kanası geçiren bir hasta, ambulans helikopter ile Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne getirildi.</p>

<p>Edinilen bilgiye göre Pınarbaşı ilçesinde 81 yaşındaki M.A.'nın düşmesi üzerine haber verilmesi ile olay yerine gelen sağlık ekipleri Pınarbaşı Devlet Hastanesi'ne götürdü. Hastanede ilk müdahalesi yapılan M.A., beyin kanaması tanısı konması üzerine ambulans helikopterle alınarak kent merkezine getirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ambulans helikopterle kente getirilen M.A., pistte bekleyen sağlık ekipleri tarafından ambulansa alınarak ERÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kayseri, SAĞLIK, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/ambulans-helikopter-beyin-kanamasi-geciren-hasta-icin-havalandi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/07/agency/iha/ambulans-helikopter-beyin-kanamasi-geciren-hasta-icin-havalandi.jpg" type="image/jpeg" length="34399"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cezaevlerinde çevrim içi sigara bırakma dönemi başladı]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/cezaevlerinde-cevrim-ici-sigara-birakma-donemi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/cezaevlerinde-cevrim-ici-sigara-birakma-donemi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı'nın ortak projesiyle çevrim içi sigara bırakma hizmetinin ceza infaz kurumlarında uygulanmaya başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı'nın ortak projesiyle çevrim içi sigara bırakma hizmetinin ceza infaz kurumlarında uygulanmaya başlandı.</p>

<p>Çevrim içi sigara bırakma hizmetinin ceza infaz kurumlarında uygulanabilmesi amacıyla 'Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu (ACEP)', 'E-doktor Uygulamasının' sigara bırakma polikliniklerine entegre edildi. Söz konusu entegrasyon 22 Haziran Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından tamamlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kapsamda ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutuklulara çevrim içi (uzaktan) sigara bırakma hizmeti verilmeye başlandı.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı ortaklığında yürütülen uygulama kapsamında, Sağlıklı Hayat Merkezlerindeki polikliniklere başvuran hükümlüler sigara bırakma desteği alabiliyor.</p>

<p>Hekim tarafından uygun görülmesi halinde sigara bırakma tedavisinde kullanılan ilaç, ceza infaz kurumuna en yakın ilaç dağıtım merkezinden, ceza infaz kurumu personeli tarafından alınarak hükümlüye ulaştırılıyor.</p>

<p>Bu çerçevede Ankara Gölbaşı Sağlıklı Hayat Merkezi'nde destek alan bir hükümlü, doktoruyla yaptığı görüşmede, tedavisine başladığını ve 28 gündür sigara içmediğini anlattı. Hükümlü, 'İyiyim arkadaşlarımla oturuyorum sigara içilen ortamda da bulunuyorum ama canım hiç çekmiyor, tam tersi midem bulanıyor' diye konuştu.</p>

<p>'Maddi olarak sigara çok etkiliyor burada'</p>

<p>Sigaranın sağlığını etkilediğini ve maddi açıdan zorlandığı için bırakmak istediğini dile getiren Hükümlü, 'Burada spor faaliyeti var halı sahaya çıkıyoruz. Oynadığımız zaman daralma geliyordu, nefes alamayacak gibi hissediyorduk. Biraz da maddi olarak sigara çok etkiliyor burada. Aileme yük olmaktan biraz kurutulurum. O açıdan biraz düşünce oldu' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Sigara bizi söndürmeden biz onu söndürelim'</p>

<p>Sigara bırakmak için ilk randevusuna giren bir başka hükümlü ise, 'Ben günlük bir paket sigara içiyorum. Ben normalde bu kadar içmiyordum bu gidişat biraz sorun olduğu içi, maddi yönden değil de sağlığım için. Spor yapıyorum hemen yoruluyorum. Halı sahaya çıkıyoruz, top oynuyoruz hemen yoruluyorum. Sigara iyice yordu beni. Sigara bizi söndürmeden biz onu söndürelim diyorum' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Burada cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlerin talepleri doğrultusunda randevular açılıyor'</p>

<p>Gölbaşı Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniğinde görevli Uzman Doktor Saliha Okumuş, 'Biz zaten Sağlık Bakanlığı olarak uzaktan sigara bırakma polikliniğe hizmet vermekteydik. Son dönemde Adalet Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın iş birliği içerisinde yürüttüğümüz bir uzaktan muayene sistemi oldu bu da. Burada cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlerin talepleri doğrultusunda randevular açılıyor. Biz de onları o saatte, randevu saati geldiğinde görüşme yapıyoruz' ifadelerine yer verdi.</p>

<p>'Kişiyle motivasyonel görüşmesini yapıyoruz'</p>

<p>Öncelikle görüşmede bağımlılık durumunu değerlendirdiklerini aktaran Okumuş, tedavilerini buna göre ayarladıklarını anlattı. Okumuş, 'Bizim bazı tetkiklere ihtiyacımız oluyor. Bu konuda cezaevinde bulunan aile kimliği birimindeki hekimler bizlere yardımcı oluyor. Bizler de onların istediği yaptırdığı tetkiklerden de faydalanarak onların e nabızdan sonuçlarını değerlendiriyoruz ve kişiyle motivasyonel görüşmesini yapıyoruz. Ayrıca alışkanlık değişiminden, sigara içmesi isteği geldiği zaman o şartlarda yapabileceğine ilişkin önerilerde bulunuyoruz. Sonrasında bir tedavi planı çizebiliyoruz. Eğer ilaç başlamamız gerekirse başladığımız ilaçlardan cezaevi yönetimi temin ediyorlar. O şekilde tedavilerini kullanıyorlar' dedi.</p>

<p>'Cezaevi şartları ne kadar sınırlı olsa da, sigarayı bırakmak isteyen kişiler var'</p>

<p>Cezaevlerinde de sigarayı bırakmak isteyen pek çok kişinin olduğunu söyleyen Okumuş, 'Cezaevi şartları ne kadar sınırlı olsa da, kısıtlı şartlarda olsa da sigarayı bırakmak isteyen kişiler var. Tedavilerimiz de oldukça etkili bu konuda. Başladığımız kişilerin de bırakabildiğini gördük. Ben de yeni başladığımız için sürece biraz farklı oldu ama memnun oldum. Bırakabildiklerini gördük. Güzel bir sonuç aldık' değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Çevrim içi (Uzaktan) Sigara Bırakma Polikliniği hizmetinin ülke genelindeki ceza infaz kurumlarında yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar ise devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/cezaevlerinde-cevrim-ici-sigara-birakma-donemi-basladi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/07/agency/iha/cezaevlerinde-cevrim-ici-sigara-birakma-donemi-basladi.jpg" type="image/jpeg" length="67213"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcaklarda zehirlenmeyin]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/sicaklarda-zehirlenmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/sicaklarda-zehirlenmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Gastroentoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, sıcak havalarda özellikle et ve süt ürünlerinde bakterilerin daha kolay üreyebildiklerini söyleyerek, 'Sıcak havalarda gıdalarda üreyen bakteriler, besin zehirlenmesi riskini oluşturuyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Kayseri Hastanesi Gastroentoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan, sıcak havalarda özellikle et ve süt ürünlerinde bakterilerin daha kolay üreyebildiklerini söyleyerek, 'Sıcak havalarda gıdalarda üreyen bakteriler, besin zehirlenmesi riskini oluşturuyor' dedi.</p>

<p>Dışarıda kalmış et ve süt ürünlerinin besin zehirlenmesine sebep olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Mustafa Kaplan, 'Sıcak havalarla beraber bazı mikroorganizmaların besinlerde üremesi kolaylaşmaktadır. Özellikle bakterilerin, virüslerin ve parazitlerin. Salmonella, E. coli gibi bakteriler sıcak havada bozulan gıdalarda çok fazla miktarda görülmektedir. Sıcak havalarla beraber hijyene ve soğuk zincire biraz daha az dikkat edilmektedir. Özellikle et, süt, tavuk gibi tüketilen gıdaların soğuk zincirine dikkat edilmemesi durumunda besinler çabuk bir şekilde bozulmaktadır. Genellikle hastalar bize ishal, karın ağrısı, bulantı, kusma, gıda zehirlenmesi ve ciddi durumlarda ateş gibi şikayetlerle başvurmaktadır. Özellikle dışarıda kalmış et ve süt ürünleri ve tavuk gibi ürünler, yine mayonezli, kremalı ürünlere dikkat edilmesini özellikle tavsiye ediyoruz. Uzun süre dışarıda beklemiş gıdaları da besin zehirlenmesi açısından çok riskli görmekteyiz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaplan, soğuk zincir gıdalara ve el hijyenine özellikle dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, 'Şimdi özellikle bu soğuk zincire çok dikkat edilmesi lazım. Besinlerin uygun şartlarda saklanması gereklidir. Besinleri uzun süre dışarıda bekletmemek gerekli. Bu bulaşın yani enfeksiyon bulaşının en önemli sebebi ellerden kaynaklandığı için özellikle el hijyenine dikkat edilmeli. Bu hastalar genelde ishale bağlı çok ciddi su kaybı olduğu için özellikle hastaların susuz kalmamasına ve özellikle çocuk hastalarda ve yaşlılarda susuz kalmamaya dikkat etmeli. Gerekli sıvıyı mutlaka almalarını önermekteyiz. Genelde ishal durumunda biz hastaların biraz daha hafif beslenmelerini tavsiye ederiz. Mesela pirinç, pirinç lapası, yoğurt, muz, elma gibi gıdaların tüketilmesini özellikle tavsiye ediyoruz. Bunlara rağmen hastalar özellikle şikayetleri geçmiyorsa, susuz kalma belirtileri varsa hastaneye başvurmalarını tavsiye ediyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kayseri, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/sicaklarda-zehirlenmeyin</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/07/agency/iha/sicaklarda-zehirlenmeyin.jpg" type="image/jpeg" length="89027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MHP’den sert tepki: “Hiç kimse Türk Sağlık-Sen’e ve sağlık çalışanlarımıza ayar veremez”]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/mhpden-sert-tepki-hic-kimse-turk-saglik-sene-ve-saglik-calisanlarimiza-ayar-veremez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/mhpden-sert-tepki-hic-kimse-turk-saglik-sene-ve-saglik-calisanlarimiza-ayar-veremez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milliyetçi Hareket Partisi Kırıkkale İl Başkanlığı, Türk Sağlık-Sen Kırıkkale Şube Başkanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılan iddialara ilişkin sert bir açıklamada bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Kırıkkale İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, sağlık çalışanlarının emeğini, onurunu ve hukukunu ilgilendiren hiçbir konunun görmezden gelinmesine sessiz kalınmayacağı vurgulandı. Yapılan yazılı açıklamada, Türk Sağlık-Sen Kırıkkale Şube Başkanlığı tarafından dile getirilen iddiaların ciddiyetle ele alınması gerektiği belirtilerek, tüm süreçlerin şeffaflık, hukukun üstünlüğü ve adalet ilkeleri doğrultusunda açıklığa kavuşturulması çağrısı yapıldı. Sağlık kurumlarında baskının değil adaletin, kayırmacılığın değil liyakatin, ayrımcılığın değil eşitliğin hâkim olması gerektiği ifade edilen açıklamada, hiçbir sağlık çalışanının görev yeri endişesiyle, baskı iddialarıyla ya da sendikal tercihi nedeniyle kendisini güvencesiz hissetmemesi gerektiği kaydedildi.</p>

<p>Açıklamanın devamında ise, “Devletin makamları kimseye üstünlük taslama makamı değildir. O makamlar; millete hizmet etme, adaleti tesis etme ve çalışma barışını koruma sorumluluğu taşır. Kamu gücü, çalışanları yıldırmanın değil; hakkı ve hukuku korumanın aracıdır.” Sağlık çalışanlarının yalnız olmadığı vurgulanan açıklamada, çalışanların emeğini, onurunu ve sendikal özgürlüğünü hedef alan her yaklaşımın karşısında hukukun, adaletin ve millet vicdanının bulunacağı belirtildi.</p>

<p>MHP Kırıkkale İl Başkanlığı, Kırıkkale’nin fedakâr sağlık çalışanlarının huzur içinde görev yapmasının en büyük öncelikleri olduğunu ifade ederek, çalışma barışını zedelediği öne sürülen her uygulamanın takipçisi olacaklarını bildirdi. Açıklamada, “Hiç kimse Türk Sağlık-Sen’e ve sağlık çalışanlarımıza ayar vermeye kalkmasın. Hukukun, adaletin ve alın terinin yanında durmaya; haksızlığın karşısında dimdik durmaya devam edeceğiz” denildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haber Merkezi</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kırıkkale, SAĞLIK, SİYASET HABERLERİ</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/mhpden-sert-tepki-hic-kimse-turk-saglik-sene-ve-saglik-calisanlarimiza-ayar-veremez</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/07/mhp-sert-tepki.jpg" type="image/jpeg" length="21218"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öztürk: “Cankurtaran sağlık çalışanlarımız rücu baskısıyla yıldırılmamalıdır”]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/ozturk-cankurtaran-saglik-calisanlarimiz-rucu-baskisiyla-yildirilmamalidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/ozturk-cankurtaran-saglik-calisanlarimiz-rucu-baskisiyla-yildirilmamalidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, Kırıkkale’de ambulans sürücüsü sağlık personeline görev esnasında meydana gelen kaza nedeniyle ‘değer kaybı’ adı altında yüksek tutarlı rücu işlemi uygulanmasına tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>MHP Kırıkkale Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Halil Öztürk, Kırıkkale İl Ambulans Servisi’nde görev yapan ambulans sürücüsü sağlık personeline, görev sırasında meydana gelen maddi hasarlı kaza sonrasında “değer kaybı” gerekçesiyle yaklaşık 200 bin TL tutarında bedel rücu edilmesine ilişkin açıklamada bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>“AMBULANS PERSONELİ SANİYELERLE YARIŞARAK GÖREV YAPMAKTADIR”</strong></p>

<p>Öztürk açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Kırıkkale İl Ambulans Servisi’nde görev yapan bir sağlık çalışanımız, köydeki acil bir vakaya ulaşmak üzere görevini ifa ettiği sırada; yetersiz adres bilgisi, olumsuz hava şartları ve güzergâh üzerindeki fiziki engeller nedeniyle tek taraflı maddi hasarlı bir kaza yaşamıştır. Söz konusu kaza sonrasında ambulansta meydana gelen hasarın kasko kapsamında karşılanarak aracın onarılmasına rağmen, ayrıca ‘değer kaybı’ adı altında yüksek tutarlı bir bedelin sağlık personelimizden tahsil edilmek istenmesi hem hukuki hem de vicdani açıdan yeniden değerlendirilmesi gereken ciddi bir mağduriyete işaret etmektedir.”</p>

<p><strong>“KAMUYA AİT AMBULANSLAR TİCARİ ARAÇ GİBİ DEĞERLENDİRİLEMEZ”</strong></p>

<p>Kamuya ait ambulansların ticari amaçla alınıp satılan araçlar gibi değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Öztürk, “Ambulansın temel görevi piyasada değer kazanmak ya da değer kaybetmek değil, insan hayatına yetişmektir. Satışı söz konusu olmayan, kamu hizmetine tahsis edilmiş bir ambulans üzerinden ‘değer kaybı’ hesabı yapılarak bunun can kurtarmak için görev yapan personele yüklenmesi hakkaniyetle bağdaşmamaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p></p>

<p><strong>“KASIT VEYA AĞIR KUSUR YOKSA SAĞLIK ÇALIŞANI BU YÜKÜN ALTINDA BIRAKILMAMALIDIR”</strong></p>

<p>Öztürk, şunları kaydetti: “Elbette kamu malının korunması önemlidir. Ancak kamu hizmetinin ifası sırasında, özellikle acil sağlık hizmetlerinde meydana gelen her olayın doğrudan personele ağır mali külfet olarak döndürülmesi doğru bir yaklaşım değildir. Kasıt, ağır kusur ya da açık bir ihmal bulunmayan hâllerde; kötü hava şartlarında, köy yollarında, zaman baskısı altında görev yapan ambulans personelimizin yüz binlerce liralık rücu tehdidiyle karşı karşıya bırakılması, yalnızca ilgili personeli değil, bütün acil sağlık çalışanlarını tedirgin edecektir.”</p>

<p>Öztürk, açıklamasının devamında sağlık çalışanlarının zor şartlar altında büyük bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayarak, “Sağlık çalışanlarımız cezalandırılması gereken kişiler değil; milletimizin en zor anında imdadına koşan fedakâr kamu görevlileridir. Can kurtarmak için gece gündüz demeden görev yapan personelimizin emeği, gayreti ve fedakârlığı desteklenmeli; onları mağdur edecek uygulamalardan kaçınılmalıdır.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“MAĞDURİYETİN GİDERİLMESİ VE KALICI DÜZENLEME YAPILMASI GEREKMEKTEDİR”</strong></p>

<p>Kırıkkale’de yaşanan bu mağduriyetin münferit bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini belirten Öztürk, açıklamasını şöyle tamamladı: “Ambulanslarda oluştuğu iddia edilen ‘değer kaybı’ gerekçesiyle sağlık çalışanlarına rücu edilmesi uygulaması yeniden ele alınmalıdır. Sağlık personelimizi görevini yaparken tereddüde düşürecek, ağır mali sorumluluklarla karşı karşıya bırakacak ve çalışma barışını zedeleyecek uygulamalara son verilmelidir. Bu konuda ilgili kurumlarımızın gerekli değerlendirmeyi yapmasını, sağlık çalışanlarımızı koruyacak adil, açık ve hakkaniyetli bir düzenlemenin hayata geçirilmesini önemli görüyoruz. Kırıkkale’deki sağlık çalışanlarımızın yaşadığı bu mağduriyetin giderilmesi ve benzer durumların tekrar etmemesi için konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p>Haber Merkezi</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kırıkkale, SAĞLIK, SİYASET HABERLERİ</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/ozturk-cankurtaran-saglik-calisanlarimiz-rucu-baskisiyla-yildirilmamalidir</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/06/ozturk-cankurtaran-saglik-calisanlarimiz-rucu-baskisiyla-yildirilmamalidir.jpg" type="image/jpeg" length="18500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı 'opak madde alerjisi'ni anlattı]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/uzmani-opak-madde-alerjisini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/uzmani-opak-madde-alerjisini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Ümit Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Akyüz, tomografi, anjiyografi ve bazı görüntüleme yöntemlerinde kullanılan kontrast (opak) maddelere karşı gelişebilen alerjik reaksiyonlar hakkında bilgi verdi. Opak madde alerjisi bulunan hastalarda işlem öncesinde özel bir hazırlık süreci uygulandığını belirten Akyüz, hem sanal hem de klasik anjiyografide kontrast maddenin damarların görüntülenmesi için vazgeçilmez olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Ümit Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Serdar Akyüz, tomografi, anjiyografi ve bazı görüntüleme yöntemlerinde kullanılan kontrast (opak) maddelere karşı gelişebilen alerjik reaksiyonlar hakkında bilgi verdi. Opak madde alerjisi bulunan hastalarda işlem öncesinde özel bir hazırlık süreci uygulandığını belirten Akyüz, hem sanal hem de klasik anjiyografide kontrast maddenin damarların görüntülenmesi için vazgeçilmez olduğunu söyledi.</p>

<p>'Damarların ve kalp damarlarının görüntülenebilmesi için kontrast madde kullanmamız gerekiyor. Hem sanal anjiyografide hem de klasik anjiyografide temel prensip aynı. Kontrast madde damarların içini görünür hale getirerek bize tanı koyma imkânı sağlıyor' diyen Akyüz, bazı hastalarda bu maddelere karşı alerjik reaksiyon gelişebildiğini ifade etti. Daha önce kontrast maddeye bağlı alerji öyküsü bulunan hastalarda işlem öncesinde gerekli tedbirleri aldıklarını vurgulayan Akyüz, 'Bu tür hastalarımızda alerjik reaksiyon riskini azaltmak amacıyla işlem öncesinde koruyucu ilaç tedavileri uyguluyoruz. İşlem sırasında ve sonrasında da hastalarımızı daha yakından takip ediyoruz. Böylece işlemleri güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyoruz' dedi.</p>

<p>Klasik anjiyografi hâlâ en güvenilir yöntem</p>

<p>Sanal ve klasik anjiyografi arasındaki önemli farklardan birinin kullanılan kontrast madde miktarı olduğunu belirten Akyüz, 'Klasik anjiyografide kontrast maddeyi doğrudan kalbi besleyen damarlara veriyoruz. Bu nedenle daha az miktarda kontrast madde kullanıyoruz. Sanal anjiyografide ise görüntü elde edebilmek için daha geniş bir damar sisteminin boyanması gerekiyor. Dolayısıyla kullanılan kontrast madde miktarı daha fazla olabiliyor' diye konuştu.</p>

<p>Klasik anjiyografinin günümüzde hâlâ en güvenilir yöntem olarak kabul edildiğini ifade eden Akyüz, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sanal anjiyografi önemli bir tanı yöntemi haline geldi. Ancak kanıtsal değeri ve tanısal gücü açısından klasik anjiyografi hâlâ altın standart olarak kabul ediliyor. Gerektiğinde damarı doğrudan görmemize ve aynı seansta müdahale etmemize olanak sağlaması nedeniyle klasik anjiyografi birçok durumda tercih edilen yöntem olmayı sürdürüyor.'</p>

<p>Daha önce opak maddeye karşı alerjik reaksiyon yaşamış kişilerin bunu mutlaka hekimlerine bildirmeleri gerektiğini hatırlatan Akyüz, doğru planlama ve uygun önlemlerle hem tomografi hem de anjiyografi işlemlerinin güvenli şekilde yapılabildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskişehir, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/uzmani-opak-madde-alerjisini-anlatti</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/06/agency/iha/uzmani-opak-madde-alerjisini-anlatti.jpg" type="image/jpeg" length="25467"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: Hijyenik olmayan buzlar enfeksiyon riski taşıyor]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/uzmani-uyardi-hijyenik-olmayan-buzlar-enfeksiyon-riski-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/uzmani-uyardi-hijyenik-olmayan-buzlar-enfeksiyon-riski-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında kafelerde kullanılan hijyenik olmayan buzların mide-bağırsak enfeksiyonlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybının daha hızlı gelişebileceğini ve hastalıkların normalden daha ağır seyredebildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında kafelerde kullanılan hijyenik olmayan buzların mide-bağırsak enfeksiyonlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybının daha hızlı gelişebileceğini ve hastalıkların normalden daha ağır seyredebildiğini söyledi.</p>

<p>Uzmanlar, yaz aylarında kafelerde kullanılan buzların, uygun hijyen şartlarında üretilip muhafaza edilmediği takdirde ciddi sağlık riski oluşturabileceğini söyledi. Dondurma işleminin mikroorganizmaları öldürmediğini belirten uzmanlar, kirli suyla üretilen veya hijyenik olmayan şartlarda saklanan buzların ishal, kusma ve mide-bağırsak enfeksiyonlarına neden olabileceğini ifade etti. Özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, bu gruplarda ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybının daha hızlı gelişebileceğini ve hastalıkların normalden daha ağır seyredebildiğini ifade etti.</p>

<p>'Risk buzun sadece üretildiği sudan kaynaklanmaz'</p>

<p>Buzun sadece donmuş su olmadığını doğrudan tüketildiği için bir gıda olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalından Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, 'Buzun üretiminden taşınmasına, depolanmasından servis edilmesine kadar tüm aşamalarda gıda güvenliği kurallarına uyulması gerekiyor. Hazır buzlar güvenilir ve denetlenen işletmeler tarafından içme suyu kalitesindeki suyla üretilmişse uygun şartlarda paketlenmiş, taşınmış ve saklanmışsa genel olarak güvenli kabul edilir. Ancak burada risk buzun sadece üretildiği sudan kaynaklanmaz. Buz üretildikten sonra da kirlenebilir. Örneğin buz makinesinin düzenli temizlenmemesi, buz kovasının veya buz küreğinin kirli olması, çalışanların buza çıplak elle temas etmesi ya da buzun açıkta bekletilmesi çapraz bulaşa neden olabilir' dedi.</p>

<p>'Kafelerde kullanılan buzlarla ilgili en önemli nokta işletmenin genel hijyenidir'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplumda sık görülen yanlış bir düşüncenin, buzun donmuş olduğu için mikropları öldürdüğü yönünde olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel bunun doğru olmadığını söyledi. Yücel, 'Dondurma işlemi mikroorganizmaların çoğalmasını yavaşlatır veya durdurur. Ancak birçok bakteri ve virüsü tamamen yok etmez. Buz eridiğinde bu mikroorganizmalar tekrar aktif hale gelerek enfeksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle kafelerde kullanılan buzlarla ilgili en önemli nokta işletmenin genel hijyenidir. Buzun kapalı ve temiz şartlarda saklanması, servis edildikten sonra temiz maşa veya buz küreği kullanılması, buz makinesinin düzenli temizlenmesi, buzun içme suyu kalitesindeki sudan üretilmiş olması gerekir. Ayrıca ambalajlı hazır buz kullanılıyorsa ambalajın sağlam, üreticisinin belli ve uygun şartlarda muhafaza edilmiş olması önemlidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler daha dikkatli olmalıdır'</p>

<p>Temiz olmayan suyla üretilen ya da uygun şartlarda saklanmayan buzların özellikle mide bağırsak sistemi enfeksiyonlarına yol açabileceğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Mehtap Yücel, 'Bu durumda en sık gördüğümüz belirtiler ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı, halsizlik ve ateştir. Hijyenik olmayan buzlarda norovirüs, salmonella, shigella veya E.coli gibi mikroorganizmalar bulunabilir. Bunlar özellikle yaz aylarında gıda kaynaklı enfeksiyonların önemli nedenleri arasında yer almaktadır. Çünkü sıcak havalarda hem dışarıdan yiyecek içecek tüketimi artmakta hem de uygun olmayan şartlarda mikroorganizmaların çoğalma riski yükselmektedir. Burada özellikle çocuklar, yaşlılar, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler daha dikkatli olmalıdır. Çünkü bu gruplarda ishal ve kusmaya bağlı sıvı kaybı daha hızlı gelişebilir ve hastalıklar normalinden daha ağır seyredebilir. Buradaki bir başka önemli nokta da buzun görüntüsünden güvenli olup olmadığını anlayamayacağımızdır. Buzun şeffaf, berrak veya temiz görünüyor olması onun mikrobiyolojik olarak güvenli olduğu anlamına gelmez. Mikroorganizmalar gözle görülemeyen varlıklar. Bu nedenle asıl belirleyici olan buzun hangi sudan üretildiği, nasıl saklandığı ve servis edildiğidir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/uzmani-uyardi-hijyenik-olmayan-buzlar-enfeksiyon-riski-tasiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/06/agency/iha/uzmani-uyardi-hijyenik-olmayan-buzlar-enfeksiyon-riski-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="77233"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşitme kaybına dikkat, tedavide erken teşhis önemli]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/isitme-kaybina-dikkat-tedavide-erken-teshis-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/isitme-kaybina-dikkat-tedavide-erken-teshis-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşitmenin, bireyin çevresiyle iletişim kurmasını sağlayan en önemli duyulardan biri olduğunu, işitme kaybının ise yalnızca sesleri duymayı zorlaştıran bir durum değil; sosyal yaşamı, akademik başarıyı, iş performansını ve genel yaşam kalitesini etkileyebilen önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, işitme kaybının her yaşta görülebileceğini ve erken tanının tedavi başarısında kritik rol oynadığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşitmenin, bireyin çevresiyle iletişim kurmasını sağlayan en önemli duyulardan biri olduğunu, işitme kaybının ise yalnızca sesleri duymayı zorlaştıran bir durum değil; sosyal yaşamı, akademik başarıyı, iş performansını ve genel yaşam kalitesini etkileyebilen önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, işitme kaybının her yaşta görülebileceğini ve erken tanının tedavi başarısında kritik rol oynadığını belirtti.</p>

<p>İşitme kaybı doğuştan olabileceği gibi yaşamın ilerleyen dönemlerinde de ortaya çıkabiliyor. Yenidoğan döneminde genetik faktörler, gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar ve bazı doğumsal problemler işitme kaybına neden olabilirken; erişkinlerde ileri yaş, yüksek sese maruz kalma, kulak enfeksiyonları, kulak kiri, travmalar ve bazı ilaçlar en sık nedenler arasında yer alıyor. Medicana Konya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, özellikle uzun süre yüksek sesle müzik dinlemenin veya gürültülü ortamlarda çalışmanın, iç kulaktaki işitme hücrelerinde kalıcı hasara yol açabileceğini de dikkat çekti.</p>

<p>'İşitme kaybı günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşitme kaybı yaşayan kişilerin çoğunun zaman zaman konuşmaları anlamakta zorlandığına, televizyonun veya telefonun sesini yükseltme ihtiyacı duyduğuna ve kalabalık ortamlarda iletişim kurmakta güçlük yaşadığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, 'İşitme kaybı yavaş ilerlediğinde kişiler çoğu zaman duruma alışır ve sorunun farkına varamayabilir. Ancak zamanla iletişim güçlükleri, sosyal izolasyon ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş ortaya çıkabilir. Özellikle çocuklarda işitme kaybı, konuşma ve dil gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle erken tanı ve uygun tedavi büyük önem taşımaktadır. İleri yaşla birlikte görülen işitme kaybının yalnızca duyma fonksiyonunu değil, bilişsel ve sosyal işlevleri de etkileyebildi görülmektedir. Bunun sonucunda, işitme güçlüğü yaşayan bireylerin çevreleriyle iletişim kurmakta zorlanmaları nedeniyle zamanla sosyal ortamlardan uzaklaşmaları gibi davranışlar görülür' dedi.</p>

<p>Özellikle ileri yaş grubundaki bireylerde işitme kaybının günlük yaşam aktivitelerini ve sosyal ilişkileri olumsuz etkilediğinin bilindiğini, düzenli işitme kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, 'İşitme kaybına zaman zaman kulak çınlaması da eşlik edebilir. Kulakta uğultu, çınlama veya zil sesi şeklinde hissedilen sesler bazı kişilerde işitme kaybının ilk belirtilerinden biri olabilir. Bu tür şikayetlerin uzun süre devam etmesi durumunda altta yatan nedenin araştırılması önemlidir. Erken dönemde yapılan değerlendirmeler sayesinde hem işitme kaybının ilerlemesi önlenebilir hem de hastaların yaşam kalitesi artırılabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Tedavideki başarının sırrı erken teşhis etmek</p>

<p>İşitme kaybının nedenine bağlı olarak farklı tedavi yöntemleri uygulanabildiğini, kulak kiri veya enfeksiyon gibi durumlarda tıbbi tedavi yeterli olabilirken, bazı hastalarda işitme cihazları ya da koklear implant gibi ileri teknoloji işitme implantları gerekebildiğini ifade eden Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, ''Günümüzde gelişmiş odyolojik değerlendirme yöntemleri sayesinde işitme kaybının derecesi ve nedeni ayrıntılı olarak belirlenebilmektedir. Ayrıca yenidoğanda da işitme taramaları oldukça önemli bir konudur. Doğumdan sonra yapılan işitme taramaları sayesinde birçok çocukta işitme kaybı erken dönemde tespit edilebilmektedir. Erken müdahale edilen çocuklarda dil ve konuşma gelişimi çok daha başarılı olmaktadır' şeklinde konuştu.</p>

<p>İşitme sağlığını korumak mümkün</p>

<p>İşitme kaybının her zaman önlenmesi mümkün olmasa da bazı basit önlemler riski önemli ölçüde azaltabiliyor. Gürültülü ortamlarda kulak koruyucu ekipman kullanılması, kulaklıkla yüksek ses seviyesinde müzik dinlenmemesi, kulak enfeksiyonlarının ihmal edilmemesi ve düzenli kulak muayenelerinin yaptırılmasının işitme sağlığının korunmasına katkı sağladığını belirten Op. Dr. Muhammed Zeki Yalçın, kulak sağlığının korunması için şu açıklamalarda bulundu: 'Kulak temizliği amacıyla kulak çubuğu gibi yabancı cisimlerin kulak kanalına sokulmaması da işitme sağlığının korunması açısından önem taşımaktadır. Bilinçsiz uygulamalar kulak kirinin daha derine itilmesine, kulak zarında hasara ve enfeksiyonlara yol açabilmektedir. Kulakla ilgili şikayetlerde uzman değerlendirmesi alınması muhtemel komplikasyonların önlenmesine yardımcı olmaktadır. İşitme kaybının erken fark edilmesi ve uygun şekilde değerlendirilmesi; çocuklarda gelişimsel sorunların önlenmesine, yetişkinlerde ise iletişim becerilerinin ve yaşam kalitesinin korunmasına yardımcı olmaktadır.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/isitme-kaybina-dikkat-tedavide-erken-teshis-onemli</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/06/agency/iha/isitme-kaybina-dikkat-tedavide-erken-teshis-onemli.jpg" type="image/jpeg" length="88137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Devlet Hastanesi'nde eş zamanlı tatbikat]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/devlet-hastanesinde-es-zamanli-tatbikat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/devlet-hastanesinde-es-zamanli-tatbikat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri Devlet Hastanesi 2026 yılı Hastane Afet ve Acil Durum Planı (HAP) kapsamında; Emel-Mehmet Tarman Kadın Doğum ve Çocuk Kliniği ile AMATEM Kliniği'nde eş zamanlı olarak masabaşı, saha yangın ve pembe kod tatbikatı gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri Devlet Hastanesi 2026 yılı Hastane Afet ve Acil Durum Planı (HAP) kapsamında; Emel-Mehmet Tarman Kadın Doğum ve Çocuk Kliniği ile AMATEM Kliniği'nde eş zamanlı olarak masabaşı, saha yangın ve pembe kod tatbikatı gerçekleştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tatbikat; muhtemel yangın ve acil durumlara karşı hazırlık düzeyinin artırılması, kurum içi koordinasyonun güçlendirilmesi ve müdahale süreçlerinin etkinliğinin test edilmesi amacıyla planlandı. Senaryo gereği hasta tahliyesi, birimlerin güvenli şekilde boşaltılması ve acil müdahale süreçleri uygulamalı olarak icra edildi. Tatbikata Kayseri Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ve Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri de katılırken, kurumlar arası iş birliği ve koordinasyon başarıyla yürütüldü.</p>

<p>Gerçekleştirilen tatbikat sonucunda, acil durumlara müdahale kapasitesi değerlendirildi. Hastaneye bağlı kliniklerde görev yapan personelin afet ve acil durumlara hazırlık düzeyinin artırılması hedeflendi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kayseri, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/devlet-hastanesinde-es-zamanli-tatbikat</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/06/agency/iha/devlet-hastanesinde-es-zamanli-tatbikat.jpg" type="image/jpeg" length="96161"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Selçuk Tıp'ta Robotik Cerrahi ile 300. ameliyat yapıldı]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/selcuk-tipta-robotik-cerrahi-ile-300-ameliyat-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/selcuk-tipta-robotik-cerrahi-ile-300-ameliyat-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde düzenlenen Robotik Cerrahi Değerlendirme Toplantısı'nda, küresel ve Türkiye ölçeğindeki kullanım verileri, teknolojik gelişmeler ve hastanedeki klinik sonuçlar ele alındı. Hastanede 1,5 yılda yapılan 300'üncü robotik cerrahi operasyonu da kutlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde düzenlenen Robotik Cerrahi Değerlendirme Toplantısı'nda, küresel ve Türkiye ölçeğindeki kullanım verileri, teknolojik gelişmeler ve hastanedeki klinik sonuçlar ele alındı. Hastanede 1,5 yılda yapılan 300'üncü robotik cerrahi operasyonu da kutlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde robotik cerrahi teknolojisinin dünya genelindeki etkisine dikkat çekilen toplantıda, sistemin özellikle son yıllarda hızla kamu ve üniversite hastanelerinde giderek daha yaygın şekilde aktif kullanıldığı ifade edildi. Intuitive Surgical tarafından geliştirilen platformun, global sağlık teknolojileri içinde stratejik bir konumda olduğu belirtildi.</p>

<p>Toplantıya katılan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, robotik cerrahinin hastane vizyonundaki yerine vurgu yaptı. Prof. Dr. Yılmaz, 'Robotik cerrahi ile 1,5 yıldır hizmet veriyoruz. 300 ameliyatı başarıyla gerçekleştirdik. Diğer yandan biz bu sistemi çok hızlı ve yüksek vaka çeşitliliği ile kullanan bir yapıya sahibiz. Tüm cerrahi branşların bu sisteme dahil olması önemli bir kazanımdır. Nitelikli sağlık hizmeti; fiziki altyapı, cihaz donanımı ve nitelikli insan gücünün birlikte olduğu bir bütünlükle mümkündür' dedi.</p>

<p>Kapital Satış Direktörü Tuğçe Alpay ve Klinik Satış Müdürü Burak Aras ise robotik sistemin Türkiye'deki kullanım artışına dikkat çekti. Burak Aras, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesindeki kullanım verilerine de değinerek ilk kurulumdan bu yana vaka sayılarının düzenli artış gösterdiğini ve sistemin multidisipliner şekilde aktif kullanıldığını ifade etti.</p>

<p>Toplantıda robotik cerrahi sistemlerinin geleceği, tele-eğitim uygulamaları ve klinik verimlilik artışına yönelik değerlendirmelerde de bulunuldu. Programda, hastanede Doç. Dr. Emre Altıntaş tarafından gerçekleştirilen 300'üncü robotik cerrahi operasyonun başarısı kutlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/selcuk-tipta-robotik-cerrahi-ile-300-ameliyat-yapildi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/06/agency/iha/selcuk-tipta-robotik-cerrahi-ile-300-ameliyat-yapildi.jpg" type="image/jpeg" length="80728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından kene tutunmasında '10 gün' uyarısı]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/uzmanindan-kene-tutunmasinda-10-gun-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/uzmanindan-kene-tutunmasinda-10-gun-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, yaz aylarının gelmesi ile vatandaşların özellikle açık alanlarda kenelere karşı dikkatli olmasını söyleyerek, "Kene tutunmasında 10 günlük süreçteki semptomları iyi takip etmek gerekiyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Isınan havalarda açık alanların kene tutunması için risk oluşturduğunu söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, "Yaz mevsiminin gelmesiyle kırsal alanlara geçişler, tarlada, bahçede çalışmalar ve piknikler tabi ki kene tutunması için risk oluşturuyor. Hayvancılıkla uğraşlar yine kene tutunması için risk oluşturuyor. Öncelikle kenelerin yoğun görüldüğü alanlarda mümkünse alana geçmemek, gitmemek ya da Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi gibi vakaların çok olduğu alanlarda, kenelerin çok olduğu alanlarda mümkünse uzak durmak. Ama bunu yapmak her zaman mümkün değil. Böyle alanlara geçeceğimiz zaman mümkün olduğunca açık renkli giysiler giyilmesi, pantolon paçalarının çorabın içine konması, gömleklerin yine pantolonun içine konması gibi basit önlemler çok önemli ve ilk sırada yer alıyor. Ayrıca bu seyahatten ya da piknikten ya da kırsal alandan dönüşten sonra üzerimizin özellikle bacak arkalarının, koltuk altlarının başta olmak üzere yine kulak arkası, saçlı deri gibi alanlar mutlaka tüm vücut elle taranarak bir kene tutunmasının olup olmadığı tespit edilmesi lazım. Kenede en önemli şey mümkün olan en kısa sürede keneyi çıkartmamız lazım. Bunun için erken tespit etmek, bir an önce önlem almamız için gerekli" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"10 günlük süreç önemli"<br />
Prof. Dr. Ersoy, 10 gün içerisinde meydana gelecek semptomların çok önemli olduğunu söyleyerek, "Kene tutunması olmuşsa ne yapacağız? Hızlı çıkartmak dedim, bir an önce elimizde bir cımbız varsa ya da bazen bir bez ya da poşetle bile olabilir, deriye en yakın yerden keneyi tutup çıkarmamız lazım. Eldivensiz keneye dokunmak, keneyi patlatmak, kenenin ortasından tutup çıkarmak ya da kenenin üstüne kimyasal bir şey sürmek kesinlikle zararlı. Bunları yapmayacağız. Eğer keneyi çıkaramamışsak en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak kenenin çıkarılmasını sağlayacağız. Peki her kene enfekte mi? Her kene Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi taşımıyor. Dolayısıyla semptomlar var mı bakılır. Kurumlar, sağlık kuruluşu zaten gerekli önlemleri alır. Biz ne bileceğiz? 10 gün içerisinde ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısı gibi semptomlara karşı kanama bulgusuna karşı uyanık olacağız. Böyle bir bulgu olduğunda derhal hekime başvurmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/uzmanindan-kene-tutunmasinda-10-gun-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 19:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/06/kene-11.png" type="image/jpeg" length="83555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yürüyemeyen hasta başarılı ameliyatla yeniden ayağa kalktı]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/yuruyemeyen-hasta-basarili-ameliyatla-yeniden-ayaga-kalkti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/yuruyemeyen-hasta-basarili-ameliyatla-yeniden-ayaga-kalkti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı operasyon sayesinde, düşme sonrası yürüme fonksiyonunu kaybeden bir hasta yeniden ayağa kalktı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı operasyon sayesinde, düşme sonrası yürüme fonksiyonunu kaybeden bir hasta yeniden ayağa kalktı.</p>

<p>Evinde yaşadığı düşmenin ardından yürüyemez hale gelen hasta; Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği'nde yapılan detaylı değerlendirmeler sonucunda ameliyata alındı. Yapılan tetkiklerde hastanın bel omurgasında ileri derecede çökme ve ciddi sinir basısı bulunduğu tespit edildi. Operasyon öncesinde ayaklarını yataktan kaldıramayan ve yardımsız hareket edemeyen hasta, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanları Dr. Öğr. Üyesi Burak Yürük ile Op. Dr. Mehmet Özer tarafından gerçekleştirilen başarılı cerrahi müdahalenin ardından yeniden ayağa kalktı ve destekle yürümeye başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastanede tedavisi devam eden hastayı ziyaret eden Başhekim Doç. Dr. Kürşad Ramazan Zor; geçmiş olsun dileklerini ileterek ameliyatta görev alan hekimleri, anestezi ekibini ve sağlık çalışanlarını tebrik etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Niğde, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/yuruyemeyen-hasta-basarili-ameliyatla-yeniden-ayaga-kalkti</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/06/agency/iha/yuruyemeyen-hasta-basarili-ameliyatla-yeniden-ayaga-kalkti.jpg" type="image/jpeg" length="49401"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından akıllı güneşlenme rehberi]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/uzmanindan-akilli-guneslenme-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/uzmanindan-akilli-guneslenme-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ramazan Çetin, 'Bronzlaşma, cildin ultraviyole ışınlarına karşı melanin üretimini artırarak verdiği savunma yanıtıdır. Bu nedenle bronz ten, sanıldığı gibi sağlıklı cilt göstergesi değil, UV maruziyetinin görünür sonucudur' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ramazan Çetin, 'Bronzlaşma, cildin ultraviyole ışınlarına karşı melanin üretimini artırarak verdiği savunma yanıtıdır. Bu nedenle bronz ten, sanıldığı gibi sağlıklı cilt göstergesi değil, UV maruziyetinin görünür sonucudur' dedi.</p>

<p>Acıbadem Ankara Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ramazan Çetin, yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneşlenirken dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin bilgi verdi.</p>

<p>Toplumda yaz dönemiyle birlikte bronzlaşma isteğinin arttığını belirten Çetin, 'Bronzluk, cildin güneşten fayda gördüğünü değil, ultraviyole ışınlarına karşı kendini korumaya çalıştığını gösterir. Akıllı güneşlenmek, güneşin faydalı yönlerinden kontrollü şekilde yararlanırken ciltte oluşabilecek hasarları önlemeyi amaçlayan bilinçli bir yaklaşımdır' diye konuştu.</p>

<p>'Bronz ten sağlıklı cilt anlamına gelmez'</p>

<p>Toplumda bronz tenin sağlıklı bir görünümle özdeşleştirildiğini belirten Çetin, bunun bilimsel olarak doğru bir yaklaşım olmadığını söyleyerek 'Bronzlaşma, cildin ultraviyole ışınlarına karşı melanin üretimini artırarak verdiği savunma yanıtıdır. Bu nedenle bronz ten, sanıldığı gibi sağlıklı cilt göstergesi değil, UV maruziyetinin görünür sonucudur' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Güneş yanıkları deri kanseri riskini artırabilir'</p>

<p>Özellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşanan güneş yanıklarının ilerleyen yıllarda ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğine dikkati çeken Çetin, 'Güneş yanıkları yalnızca kısa süreli bir sorun değildir. Cilt hücrelerinde kalıcı hasar oluşturabilir. Özellikle tekrarlayan ve şiddetli güneş yanıklarının, ilerleyen yaşlarda bazı deri kanseri türlerinin gelişme riskini artırdığı bilinmektedir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>Çocuklarda güneşten korunmanın ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Çetin, 'İlk altı ayda bebeklerde doğrudan güneş maruziyetinden kaçınılmalı, daha büyük çocuklarda ise gölgelik alanlar, koruyucu kıyafetler ve uygun güneş koruyucular tercih edilmelidir' dedi.</p>

<p>'Kapalı ortamda çalışanlar daha dikkatli olmalı'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yılın büyük bölümünü kapalı ortamlarda geçiren bireylerin tatil dönemlerinde yoğun ve ani güneş maruziyetine dikkat etmesi gerektiğini belirten Çetin, 'Özellikle açık tenli kişilerde aralıklı ve yoğun güneş maruziyeti ile güneş yanığı öyküsünün, melanom başta olmak üzere deri kanserleri açısından önemli risk faktörleri arasında yer aldığı bilinmektedir. Güneşle temas süresi kontrollü artırılmalı ve koruyucu önlemler ihmal edilmemelidir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>Akıllı güneşlenmenin 3 temel kuralı</p>

<p>Güneşten tamamen kaçınmanın doğru bir yaklaşım olmadığını ancak bilinçli davranmanın büyük önem taşıdığını vurgulayan Çetin, akıllı güneşlenmenin temel kurallarını şöyle sıraladı:</p>

<p>'Güneşin yoğun olduğu saatlerden kaçının. Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş temasından kaçınılmalıdır. Bu saatlerde UV ışınları daha dik açıyla geldiğinden cilt hasarı riski belirgin şekilde artmaktadır. Güneş koruyucuyu düzenli kullanın; Güneş koruyucu ürünler yalnızca plajda değil, günlük yaşamın da vazgeçilmez bir parçası olmalıdır. Cilt tipine uygun, geniş spektrumlu yani hem UVA hem de UVB'ye karşı koruma sağlayan, tercihen SPF 30 ve üzeri güneş koruyucular kullanılmalıdır. Dış ortamda kalındığında yaklaşık 2 saatte bir, yüzme veya yoğun terleme sonrası ise daha erken yenilenmelidir. Fiziksel korunmayı ihmal etmeyin; Güneş gözlüğü ve koruyucu giysiler güneşten korunmada önemli rol oynar. Fiziksel koruyucu önlemler, güneş kremleriyle birlikte kullanıldığında cildi UV ışınlarının zararlı etkilerine karşı daha etkin şekilde korur.'</p>

<p>'Amaç bronzlaşmak değil, cildi korumak olmalı'</p>

<p>Güneşlenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Çetin, 'Güneşin faydalarından kontrollü şekilde yararlanmak mümkündür. Ancak amaç bronzlaşmak değil, cildi koruyarak sağlıklı yaş almaktır. Bilinçli güneşlenme alışkanlıkları sayesinde hem cilt yaşlanmasının önüne geçilebilir hem de deri kanseri riski azaltılabilir' şeklinde konuştu.</p>

<p>Çetin ayrıca ciltte yeni ortaya çıkan lekeler, şekil değiştiren benler veya iyileşmeyen yaralar gibi bulguların ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, bu tür durumlarda dermatoloji uzmanına başvurulmasının erken tanı açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/uzmanindan-akilli-guneslenme-rehberi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/06/agency/iha/uzmanindan-akilli-guneslenme-rehberi.jpg" type="image/jpeg" length="90783"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğuştan kalp hastalıklarında erken tanı hayat kurtarıyor]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/dogustan-kalp-hastaliklarinda-erken-tani-hayat-kurtariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/dogustan-kalp-hastaliklarinda-erken-tani-hayat-kurtariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Bayındır Söğütözü Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cemşit Karakurt, doğuştan kalp hastalıklarının yenidoğan döneminde en sık görülen doğumsal anomaliler arasında yer aldığını belirterek, erken tanının bebeklerin yaşam şansını önemli ölçüde artırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Bayındır Söğütözü Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cemşit Karakurt, doğuştan kalp hastalıklarının yenidoğan döneminde en sık görülen doğumsal anomaliler arasında yer aldığını belirterek, erken tanının bebeklerin yaşam şansını önemli ölçüde artırdığını söyledi.</p>

<p>Doğuştan kalp hastalıklarının yenidoğan bebeklerde en sık görülen doğumsal anomalilerin başında geldiğini ifade eden Acıbadem Bayındır Söğütözü Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Cemşit Karakurt, her 1000 canlı dünyaya gelen bebeğin yaklaşık 10'unda kalp hastalığı görüldüğünü belirtti. Türkiye'deki doğum oranları dikkate alındığında ise her yıl yaklaşık 13 ile 14 bin bebeğin doğuştan kalp hastalığı ile dünyaya geldiğini bildiren Karakurt, 'Bu bebeklerin yaklaşık yüzde 35-40'ı yaşamın ilk günlerinde tanı ve tedavi gerektiren ciddi kalp hastalıklarıyla doğmaktadır. Bu nedenle erken tanı büyük önem taşımaktadır' uyarısında bulundu.</p>

<p>Kalp hastalıklarının bir kısmı gebelikte yapılan fetal ekokardiyografi ile tespit edilebiliyor</p>

<p>Ciddi kalp hastalıklarının bir kısmının anne karnında yapılan fetal ekokardiyografi ile tespit edilebildiğini belirten Prof. Dr. Karakurt, fetal ekokardiyografinin doğuştan kalp hastalıklarının erken tanısı amacıyla yapıldığını ifade etti. Karakurt fetal ekokardiyografinin hangi durumlarda yapıldığına ilişkin bilgi vererek 'Annede veya fetüste doğuştan kalp hastalığı riskini artıran hastalıkların bulunması, anne adayının gebeliğin özellikle ilk üç aylık döneminde kalp gelişimini etkileyebilecek hastalıkların geçirilmesi, kalp gelişimini etkileyebilen teratojen ilaçlara maruz kalınması, genetik sorunların varlığı veya ayrıntılı ultrasonografi taramasında kalp ya da kalp dışı organlarda anomalilerin saptanması durumlarında fetal ekokardiyografi yapılır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>İdeal olarak fetal ekokardiyografi gebeliğin 18-22. haftaları arasında yapıldığını aktaran Prof. Dr. Karakurt, 'Erken tanı konulan hastalarda zamanında başlanan ilaç tedavileri, girişimsel kardiyoloji uygulamaları ve gerekli durumlarda gerçekleştirilen cerrahi müdahaleler sayesinde bebeklerin yaşam şansı önemli ölçüde artırılabilmektedir' diye konuştu.</p>

<p>Yenidoğan döneminde ayrıntılı fizik muayene ve nabız oksimetre taramasının kritik öneme sahip olduğunu söyleyen Karakurt, kalp hastalığından şüphelenilen durumlarda çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından ayrıntılı değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Emzirme veya beslenme sırasında bebeğin çabuk yorulmasına dikkat</p>

<p>Doğuştan kalp hastalıklarının sadece doğumdan hemen sonra değil, erken bebeklik döneminde de bazı belirtilerle kendini gösterebildiğine dikkati çeken Karakurt, ailelere uyarıda bulunarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>'Bebeklerde kilo alımının yetersiz olması, emzirme veya beslenme sırasında çabuk yorulma, aşırı terleme, morarma, sık alt solunum yolu enfeksiyonu geçirilmesi gibi belirtiler doğuştan kalp hastalığının habercisi olabilir. Ayrıca kalp hastalıklarıyla birlikte görülebilen kalıtsal hastalıkların varlığında da çocukların, çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erken tanı ve zamanında müdahalenin birçok bebeğin hayatını kurtardığını vurgulayan Karakurt, ailelerin şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden uzman görüşü almaları gerektiği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/dogustan-kalp-hastaliklarinda-erken-tani-hayat-kurtariyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/06/agency/iha/dogustan-kalp-hastaliklarinda-erken-tani-hayat-kurtariyor.jpg" type="image/jpeg" length="36853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikey doğum anne ve bebeğe fayda sağlıyor]]></title>
      <link>https://mansetgazetesi.net/dikey-dogum-anne-ve-bebege-fayda-sagliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://mansetgazetesi.net/dikey-dogum-anne-ve-bebege-fayda-sagliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğumun, anne, bebek ve aile için yaşamın en güçlü sürecinin başladığı en güzel başlangıç olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, anne ve bebekler için oldukça fayda sağlayan dikey doğumu tercih eden anne adaylarının doğum eyleminin birinci aşamasını ve doğumun daha kısa sürdüğünü deneyimlediğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğumun, anne, bebek ve aile için yaşamın en güçlü sürecinin başladığı en güzel başlangıç olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, anne ve bebekler için oldukça fayda sağlayan dikey doğumu tercih eden anne adaylarının doğum eyleminin birinci aşamasını ve doğumun daha kısa sürdüğünü deneyimlediğini söyledi.</p>

<p>Doğal doğum ya da sezaryen doğum hakkında hemen hemen herkesin bilgi sahibi olduğunu dile getiren Medicana Konya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, doğumu kolaylaştıran pozisyonların ya da duruş şekillerinin de farklılık gösterdiğini, anne adaylarının bu pozisyonları da bilmesi gerektiğini belirtti. Anne ve bebekler için oldukça fayda sağlayan dikey doğumu tercih eden anne adaylarının doğum eyleminin birinci aşamasını ve doğumun daha kısa sürdüğünü deneyimlediğini ifade eden Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, dikey doğumun anneye daha az müdahale edildiği, klasik yönetimlere kıyasla daha çok memnun kalınan bir yöntem olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Dikey doğum boyunca endorfin salınımı artar</p>

<p>Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, doğum eylemi boyunca dik pozisyonda olan anne adayında doğumu hızlandıran prostaglandin hormonu düzeyinin yükseldiğini belirterek, 'Kasılmaları uyaran oksitosin hormonunun etkisi de artar. Mutluluk hormonu olarak da bilinen endorfinin salınımındaki artış stres, kaygı ve gerginlik seviyesinde düşüş sağlar. Ton regülasyonu olarak tanımlanan, kasların kontrollü kasılıp gevşetilmesini kolaylaştıran dik duruş, hissedilen sancı ile etkin şekilde baş edilebilmesine imkan sağlar, gereksiz efor ve aşırı yorgunluğu engeller. Dikey pozisyonda doğum opsiyonunun tercih edilmesinin fiziksel ve ruhsal faydaları vardır. Ayrıca, doğum sırasında hissettikleri ağrının ve yapılan müdahalelerin daha az olduğunu bildirmişlerdir. Genelleme yapılacak olursak; klasik sırt üstü yatar pozisyonda doğum yapanlara kıyasla daha tatminkar doğum deneyimi ve memnuniyet belirtilmiştir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Anne adayı dikey pozisyonda yatay pozisyonlara göre doğuma daha çok katılır</p>

<p>Doğal doğum pozisyonlarının ayakta durma, yürüme, dik oturma çömelme, dizlerin üzerinde durma, emekleme ve yan yatışları içerdiğini anlatan Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, 'Annenin akciğer kapasitesinin yatay pozisyonlarda, dikey pozisyonlara oranla yüzde 20 daha azalmış olduğunu biliyoruz. Dikey pozisyonlarda yer çekiminin etkisi ve doğumda pelvis kemiğindeki değişikliklerle pelvis çapının ortalama 1-1,5 cm arttığını ve doğum kanalının bebeğin geçişine daha elverişli hale gelmiş olduğunu biliyoruz. Dikey doğum pozisyonlarında aort basısı olmadığı için doğumda tansiyon düşüklüğü ya da bebeğe giden kan, kan akımının bozulması gibi problemler daha az yaşanmaktadır. Dikey pozisyonlarda ağrının anne tarafından daha az hissedildiği izlenmiştir. Özetleyecek olursak doğumda hareket etmek ve pozisyon değişikliği tek bir pozisyondan çok daha önemlidir en iyi pozisyon annenin o an rahat ve güvenli hissettiği pozisyondur. Dikey pozisyonların tüm bu avantajları ile birlikte baktığımızda sırtüstü pozisyonlar olabildiğince en son aşamada yani doğuma en yakın aşamada değerlendirildiğinde ve doğum salonlarında anne adayının aktif doğum pozisyonlarına katılabildiği, değişik pozisyonları denemesine imkan tanıyan ayakta doğum aparatları da kullanıldığında en verimli ve güvenli sonuçlar alınacaktır'' dedi.</p>

<p>Doğal doğum yapan annelerin günlük rutinlerine dönüş süresinin sezaryen doğum sonrası annelere kıyasla daha kısa olduğunu ifade eden Op. Dr. Tuğba Sekmenli Tursun, 'Genellikle anneler yardım almadan ayağa kalkma ve bebekleri ile ilgilenme konusunda daha rahat olurlar. Doğumdan kısa bir süre sonra anneler eve dönebilir ve günlük aktiviteleri sırasında sorun yaşamazlar. Enfeksiyon, aşırı kan kaybı, diğer organ yaralanmaları (mesane, barsak, vb.) veya olası dolaşım ve solunum sistemi komplikasyon riskleri doğal doğum ile dışlanmış olur. Solunum yolu sorunları gelişme riski doğal yolla doğan bebeklerde çok daha düşüktür. Vajinal doğum sırasında göğüs kafesi üzerine uygulanan basınç amniyon sıvısının bebeğin akciğerlerinden dışarı atılmasına neden olur ki bu bebeği ilk nefesine hazırlar. Vajinal doğal doğum sonrası anne ve bebek arasındaki ten teması çok daha kolaydır. Vajinal doğal doğum sonrası plasenta ve göbek kordonundan alınan doku ve kan örneklerinde tespit edilen endorfin yeni doğan bebeğin de çok daha hoş bir doğum deneyimlediğinin kanıtıdır'' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Konya, SAĞLIK</category>
      <guid>https://mansetgazetesi.net/dikey-dogum-anne-ve-bebege-fayda-sagliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://mansetgazetesinet.teimg.com/crop/1280x720/mansetgazetesi-net/uploads/2026/06/agency/iha/dikey-dogum-anne-ve-bebege-fayda-sagliyor.jpg" type="image/jpeg" length="47056"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
